DİĞERGAM OLMAK
Bundan uzun yıllar önce dört arkadaş varmış.
Bu dört arkadaş kendi aralarında ikişer kardeştiler.
Uzun bir yolculuğa çıkmışlardı.
Bir deniz kenarında mola verdiler, denize girip bir süre yüzdükten sonra iki kardeşin babası olan şahıs oğullarına birer dürüm yemek aldı.
Diğer iki kardeşin babası ise oğullarına dürüm almamıştı.
Almamasının sebebi parasızlıktan değil, paraya olan düşkünlüğündendi.
Diğer iki kardeş dürümlerini yemeğe hazırlanırken küçük kardeşin ağabeyi ona dediki; "Dürümünden bir parça kopar arkadaşa ver."
Küçük kardeş dürümün yarısını koparıp arkadaşa verdi.
Kalan dürümün yarısını tam ağzına götürüp yemek üzereyken ağabeyi; "Birazda diğer arkadaşa ver." dedi.
Ağabey bu talimatları küçük kardeşine verirken diğer yandan dürümünü afiyetle, vicdan rahatlığıyla yiyordu.
Küçük kardeş elinde kalan dürümün yarısınıda diğer arkadaşa verdi.
Böylelikle dört arkadaştan üçü dürümlerini afiyetle yediler.
Doğrusu ağabey büyük bir fedakârlık, diğergamlık yapmış(!)olmanın huzuru içinde yemeğini yemiş ve bir de üstüne bir güzel sigara içiyordu.
Küçük kardeş ise kendi içinde büyük bir kırgınlık, bir öfke, bir huzursuzluk yaşıyordu.
Dört arkadaş arasında şahit olduğu bu adaletsizliğe, bu duyarsızlığa içten içe isyan ediyordu.
Küçük kardeşin kafasında bin tane soru ve cevap sıralanıyordu.
Elimdeki yemeğim alındı diğer iki kardeşe verildi, üstelik yemeğimi alan ağabeyim; fedakâr, arkadaşlarını düşünen, vicdanlı, merhametli bir duruş sergiliyor.
Benim yemeğimle nasıl böylesi bir fedakârlık sergileyebiliyor?
Oysa fedakâr, diğergam insan kendi cebinden, kendi yemeğinden fedakârlık yapması gerekmez miydi?
Bencil insanların bilinç altında insanlara karşı sergiledikleri merhamet anlayışları başkalarının emeklerinden çalarak gerçekleştirirler.
Böylelikle hodgam kişiliklerini ustaca manipüle ederler.
Cimri ve bencil insanlar sevilmezler bunu herkes bilir haliyle cimri ve bencil olanlarda bilir.
İlgi, alaka, sevgi görebilmek için kendilerinden değil, başkalarından feragat ettirirek ilgisiz, alakasız, sevgisiz kalmamayı amaçlarlar.
Hedonist zihniyetlerin bağrında merhametli bir kalbe şahit olmak mümkün değil, onların tek gayeleri kendilerini düşünmek, hayata bakış açıları 'bana ne' tarzından öteye geçmez.
Garip olan ise böylesi insanlar hayat yolunda düştüklerinde yetim kalmış gibi davranırlar ve kendilerine uzatılan bir el olsun diye son derece öksüzce yalvarırlar.
Fakat hayat yolunda tekrar ayağa kalktıklarında uzatılan elleri büyük bir küstahlıkla keserler.
Mahcubiyet, vefa, dostluk böylelerin dünyasında asla yer bulamaz...



















