"Dağın alnına konan kar,
Hiçbir zaman kendine dağ demez."
ÇİY TAHTI
En derin nehirler bile
Bırakır kıyılarına çağıltıları,
Taşınırlar sessizce denizlerine.
Öğrendim;
Göğsümde can kırıklarımın,
Göğün altında iyileştiğini.
Öğrendim;
Yüksek ağaçların,
Meyve vakti toprağa eğildiğini.
Bir kuş geçti içimden,
Kanatlarında
İsraf edilmemiş ışığıyla.
Ne göğü küçümsedi
Ne rüzgârı incitti.
Bilirim;
Hakiki yükseklik,
Bulutların omzuna basmak değildi.
Bilirim;
Var oluşun gerçeği,
Bir çiy tanesini
Kırmadan yürüyebilmekti.
Gördüm,
Nice altın taçları
İçinde pas büyüten!
Gördüm,
Nice yamalı ceketleri;
Ceplerinde sonsuzluk taşıyan.
Nice gönüller ki;
Kışın göğsüne gizliden nisan diken,
Çiçek açtıran kuru dallara.
Dokununca bakışıyla
Merhem olan yaralı mevsimlere.
Konuşunca onlar,
Canlanır kelimeler.
Nefes alır yorgun taşlar.
Utansın gölgesini büyüten
İnsanlar!
Anladım;
Eğilen omuzlarda konaklıyor
Gökyüzü!
Anladım;
Yıldızların eteğinde atıyor
Yaralı gecenin nabzı!
Yüksekte duran değildi
Göğe en yakın olan.
Başkasının üstüne
Örtmeyendi gövdesini
Yücelerde kalan.


















