Advert

Cennet / Nevin Bahtışen

Yazan: Nevin Bahtışen -CENNET

ÖYKÜ - 01-09-2024 16:14 968 kez okundu.

Cennet / Nevin Bahtışen
Advert

CENNET

Zamansız hüzünler çöker gölgeli zamanlara sonbaharda.

Gözümü alamıyordum gün batımından. Zamanı kıskanırcasına, bir an önce bütün doğaya yayılmış ışınlarını toplayıp gitmek istiyordum. 

Ömrünü yaslayabileceğin kadar büyük ve muhteşem bu ağaca, yaslanmaya korkar gibiydim. Sanki sırtımı rahat rahat yaslarsam, bir an önce ışıkları kaybolacakmış gibi geliyordu.

Oysa ben, gün batımını izleyip huzur dolu zaman geçirmek istiyordum. Yeşilin yavaş yavaş çekilip yerini sarıdan kızıla doğru renk dizilimine bıraktığı; doğayı izleyip gözlerimi dinlendirmek, gözlerime ve ruhuma güzel bir görsel izletip ziyafet çektirmek istiyordum.

"Doğa ananın nimetlerinden, insanlığın nerelere evrildiğinden…" bahsettiğim yazımı yazmak gözlerimi yormuştu. İnsanlığın evrilmesi süresi ve geldiği nokta, insanın baya bir canını sıkıyordu. Dolayısıyla ruhumu da dinlendirmek istiyordum. 
Tabii bir de, yazım bittiğinde kitabın basım sorunu var. Bir sefer yola çıktım, bir şekilde sonu gelecektir.

Bütün canlıların doğadan besinlerini bulduğu gibi karıncalar da akşamın karanlığına kalmadan, hızlıca yiyecekleriyle yuvalarının yolunu tutmuş gidiyorlardı. O kadar çoklar ki sanki aynı yerde dönüp duruyorlarmış da kendi kendilerine bir kaos yaratıyormuş gibiydiler.

Belki sandala atlayıp biraz daha açıklardan gün batımını izlemeliyim.

Yaprakların hışırtısı nasıl da rahatlatıyordu ruhumdaki endişe kırıntılarını.

Toprak ananın cömertliğine doyulmazken, denizin cömertliği üzerine deyim yerindeyse tuzu biberi oluyor gibiydi. Her ağaç kendine has rengini yansıtıyordu. Rengârenk suya bırakıvermişti kendilerini.

Kuytu yerlerde gölgeler iyiden iyiye koyulaşıyordu. Doğa hâlâ kımıl kımıl, yerinde duramıyor gibiydi. Suyun hafif sallantısıyla sandal, uykuya dalmak isteyen bebek gibi kendini suyun kucağına bırakmıştı.

Ah, şimdi olacak iş mi! Biraz huzura erince zihnimin derinliklerine gömdüğüm Kerem’i hatırlamıştım. Kerem ne kadar da sık gelirdi yanıma. Buranın bir cennet olduğunu, benim de bir melek olduğumu söyleyip duruyordu.

“Hadi kahvemizi alıp çıkalım dışarıya, doğanın kokusunu kahvemize katık eder; şu muhteşem tabloyu izlerken içeriz.” derdi her seferinde.

Zaman hızla geçiyordu. Zevkler, istekler başı dönmüşcesine hızla değişiyordu. Ya da bazı insanlarda bu böyleydi.

Buradaki cenneti artık istemediğine göre ya kendisine bir cehennem buldu ya da daha güzel bir cennet bulmuştu.

Bir mektupla gelemeyeceğini bildirmişti. Cennetimin meleği olarak yalnız yaşıyordum artık.

Editör: Ümmügülsüm Hasyıldırım

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Ağaçların Dili / İsmet Hayri

Ağaçların Dili / İsmet Hayri

06-08-2026 - ÖYKÜ

Bak Bir Varmış Bir Yokmuş Cahide Sonku / Ümit Şevki Somyürek

Bak Bir Varmış Bir Yokmuş Cahide Sonku / Ümit Şevki Somyürek

03-08-2026 - ÖYKÜ