Advert

Boşanmalarımız

Yazan: Sedat İlhan -BOŞANMALARIMIZ

DENEME - 27-11-2022 15:15 820 kez okundu.

Boşanmalarımız
Advert

BOŞANMALARIMIZ 

İçimiz kıpır kıpır eder alırken evlilik kararını. Farklı şenlikler ile kutlarız düğünümüzü. Şimdilerde görüyorum ki boşanmalarımız da eğlencemiz oluvermiş. Bu işte bir terslik yok mudur ki?

Boşanılamaz demiyorum. Boşanma noktasına gidene kadar üzerimize düşen her şeyi yaptığımızdan emin olmaktan bahsediyorum.

Ailede yaşananları birey olarak üçüncü kişilere anlatmamız hiçbir şey ifade etmez. Bilen bilir ki, insan sadece kendisinin haklı olduğu şekliyle dillendirir hadiseleri. Çift terapisi tabii ki bu noktada çok önemli. Uygulamanın içeriği can. Taraflar birbirlerinin isteklerinin farkına varmalı, "Eşimin de farklı düşünceleri varmış ve benimkileri kabul ederek birlikteliğimizi sürdürmeye çalışıyormuş veya onları görme gayretim olmadığından zulüm etmişim." demeli. Kendimizin, birlikteliğimizin farkındalığı ile söylemeliyiz bunu.

Bir şey bildiğimden değil. Sadece geniş düşünmeye çalıştığımdan karalıyorum. Ve yazarak öğreniyorum. Hep birlikte bilgeliğe erebiliriz, umarım, beklerim.

Boşanmalarımızı hemencecik eş seçiminde yanlış tercihe bağlamak reel olamaz. Bence yanlış olan bir şey yoktur. Olması gereken olmuştur. Açmazlarımız vardır ve bir şekilde tamamlanacağımıza inanarak eşimize karar veririz. Bunu söylemek doğru mudur, yanlış mıdır, tartışmak anlamsız. Çünkü sorumluluk almalı. Bizim evliliğimizi, hayatımızı bizden başka hiçbir kimse yoluna koyamaz.

Evlilikte yaşanan problemlere üst seviyeden bakıldığında “insan” demek yeterli olur. Her türlü iyiliği veya kötülüğü yapacak potansiyele sahibiz. Alt seviyede her şey ile karşılaşmaya hazır olmalı. Bize ne kadar saçma gelirse gelsin, duyduklarımız hakkında yorum yapma hakkımız olamaz. Orta seviyede ise sadece tek bir problemimiz vardır.

Birlikte hareket edemiyoruz, vesselam. Boşanmalarımızın en temel nedeni bu.

Kadın çalışsın veya çalışmasın, ailenin sorumluluğunu yüklenen taraftır, doğal olarak. Fedakardır, yapıcıdır, şefkat kahramanıdır. Bu haliyle değerinin bilinmediği söylenebilir. Tabii ki istisnalar mümkün. Yazdıklarım durum tespitidir, kendimce. Olması gereken ne ise eşler karar vermeli.

Eş, anne, evlat, çalışan, yöneten rollerini aynı anda üstlenebilen varlıktır kadın. Üstlenmeli demiyorum. Genel olarak duyduğum, gördüğüm, kabul gören hal üstlenmek ne yazık ki. Ancak bir insandan bahsediyoruz. Okurken fark ettiniz mi, bilmem. Ben şu satırları yazarken bir şeyleri atladığımı anladım. Kadının üstlendiği rolleri var, evet. Ya kendisi? İstekleri, hedefleri, hayalleri… Tabii ki, zaafları, hataları, hırçınlıkları...

Erkek egemen bir kültürümüz var. Erkek karakterinin genel özellikleri de başlı başına aile hayatına paydaş olmaya uygun değil. Erkeğin eline hamur yakışmıyor. Temizlik yapsa yarım olur. Yanlış mıyım? Yapmamalı demiyorum. Belki yapsa, yapmaya çalışsa eşini anlaması mümkün olacak.

Elinin hamuru ile erkek işine karışmak? Evet, bu kadınlar için söylenmekte. Çalışmayan kadınların durumunu, ne yazık ki hala bu sözle özetlemek mümkün. Bir erkek olarak aksini düşünmek zor gelse de kadınların bunu kabullenmelerini anlayamıyorum. Bir birey olarak, nefis sahibi, kişiliği olan bir insanın, diğerine kayıtsız şartsız teslim olması nasıl mümkün olur, bilemiyorum.

Sanki ev işlerinde döndüm durdum. Tüm yaşananların nedeni bu değil, bence değil. Kadın birey olabilirse bu fedakarlığı da seve seve yapabilir. Bence problem kadının bir birey olarak görülmemesi. Hayatın birlikte paylaşılmaması. Aslında birbirini tamamlayan iki varlığın bunu gerçeklemesi zor olmamalı. Görebilirsek, yapabiliriz, kolayca, severek. Mutluluğu yakalayabiliriz böylece.

Her karar birlikte alınmalı, küçük veya büyük her tercih… Böylece öğrenme süreci de birlikte gerçekleşmiş olacaktır. Aksi halde bir süre sonra farklı insanlar oluveririz. Farklılığın iyi veya kötü olması gerekmez.

Bence, küçük şeyleri önemsemememiz sonucunda büyüklerde anlaşamıyoruz. Söyler dururum ama hala büyük derim, küçük derim. Küçük görülen her şey büyük olabilir, büyüme potansiyeli taşıyabilir.

Eşimle nişanlılık dönemimizde, duvar kağıdı seçmeye gitmiştik. Modeller arasında kendimi kaybedeceğim derken eşimi izledim. Beğendiklerine tekrar bakarak son kararı verebilmek için parmaklarını kullandı. Pratikti, ben düşünememiştim, hoşuma gitmişti, takdir ettim.

Evet, eşler birlikte hareket etmeli, oyun oynamalı, tatile gitmeli, resim, sanat yapmalı… Böylece birbirlerini tanıyabilirler, sevebilirler. Ve aşılmaz gibi görülen tüm problemler yok oluverir.

Boşanma partileri düzenleyenlerin veya boşanma sürecini zorlaştıranların birlikteliklerini sağlıklı bir şekilde yaşadıklarını düşünmüyorum.

Yazdıklarımı tekrar ve tekrar okudum. Kafamda bir soru var. Yazdım ama yine de var. Ya eşim, ben onu anlamaya çalıştığım halde aynıyla karşılık vermezse? Bu sorunun cevabını yine kendimiz bulacağız. Eşimizi yeteri kadar anladığımızda, neden karşılık vermediğini de bilebiliriz.

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Kendimi Sorguluyorum / Dilaver Karagöz 

Kendimi Sorguluyorum / Dilaver Karagöz 

23-08-2026 - DENEME

İkinci Bakış / Sebahattin Polat

İkinci Bakış / Sebahattin Polat

16-08-2026 - DENEME