TANRILAR DÜŞERKEN
KAAN AKPINAR - MURAT YÜRÜR
Bugün, Kaan Akpınar ve Murat Yürür'ün kaleminden çıkan Tanrılar Düşerken kitabıyla geldim. Her ne kadar yazı puntosu küçük olsa da aksiyonu bol bir kitaptı diyebilirim. Tabii bir de içeriğinde sevda vardı, aşk vardı. Bunca cinayetin arasında, haydi gelin çok uzatmadan kitabımızın konusuna geçelim.
Arif’in hikâyesi daha çocuk yaşta yaşadığı büyük bir kayıpla başlıyor. Anne ve babasını kaybettikten sonra Mehmet amcanın sahip çıktığı Arif, henüz 11 yaşındayken babasının ölümünün ardındaki gerçeği öğreniyor ve o gün polis olmaya karar veriyor. Yıllar sonra Polis Akademisini birincilikle bitirerek İstanbul’a atanmasıyla birlikte hayatında yeni bir dönem başlıyor.
Mehmet amcanın kızı Ayla ile geçmişten gelen, bir türlü dile getirilemeyen duyguları ise Arif’in hayatındaki ayrı bir hikâye olarak ilerliyor. Fakat yaşadığı bir olay sonucunda polislikten atılması, Arif’in hayatını tamamen değiştiriyor.
Derken gelen bir telefonla Arif, kendisini yeniden cinayetlerin ve gizemlerin içinde buluyor. Arkadaşı Nihat’ın yardım çağrısını kabul etmesiyle başlayan soruşturma, Ebru’nun da dahil olmasıyla giderek karmaşık bir hâl alıyor.
İlk cinayet derken ikinci, üçüncü ve dördüncü cinayetler geliyor. Ancak asıl dikkat çeken nokta, katilin geride bıraktıkları… Her cesedin yanında farklı çiçekler ve gizemli mektuplar bulunuyor.
Çiçekler neden bırakılıyor? Mektuplarda ne anlatılıyor? Cinayetlerin ardında nasıl bir bağ var?
Arif ve arkadaşları bu soruların cevaplarını ararken olaylar büyüyor ve geçmişle bugün arasındaki bağlantılar yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Her cinayet yeni bir soru işareti bırakırken gizem de sayfalar ilerledikçe daha fazla içine çekiyor.
ALINTILAR
"Tavsiye, insanın kendisinin yemediği yemeği soğutarak başkasına yedirmeye çalışmasıdır."
"Yaratmak çok zorken, yok etmek nasıl bu kadar kolaylaşabiliyor?"
***



















