BAHAR
Şimdi ben elime fırça, boya alsam bu denli yansıtabilir miyim renkleri, coşkuyu, cümbüşü?
Mümkün değil…
Sabah gününün her bir çiçeğe ayrı ayrı değişini, hare hare parıldamasını?
Yaprakların üstündeki su damlasının serinini?
Peki ya kuşların bir olup sabaha, yeni güne merhabalarının melodisini?
Anlatamam, cümlelerimle yansıtabilirim ancak.
Yeni günde ekmek kazanma telaşı çoktan başladı.
Yaşam kaygısı, ucu ucuna denkleşecek, yetişmeyecek tüm insani hallerimiz, ihtiyaçlarımız…
Kafamızın içinde binlerce meseleyle oraya buraya koşturup dururken, sadece bir an durup gözlerimizi değdirsek bu renklere.
Durup, derin bir nefes alıp gökyüzünün maviliğine bıraksak.
Ceplerimize bir avuç gün ışığı doldursak.
Gönüllerimize mavi, yeşil, pembe umutlar eksek.
Kaybımız olmaz aslında.
Zorlu yaşam yolunda doğa bize en güzel uyanışlarını sunuyor.
“Her mevsim, her yeni gün, nefes aldığınız her an bir umut vardır ey insan” diyor…
Duyabilsek…
Görebilsek…


















