AHMET TELLİ’YE
gitme demeye geç kaldık, usta
bir şair çekilince hayattan,
yıkılırmış sahiden de tüm kentler;
meydanlar susar,
ağaçlar toplarmış gölgesini telaşla,
kepenkleri erken inermiş
dükkânların,
ve akşam,
eski bir ceket gibi düşermiş omuzlarımıza,
acıdır ki
biz,
nefesi elma kokan tüm çocuklar…
sen gidince öğrendik.
sen gittin diye değil;
şiire inanan bir ses eksildi diye üşüyor şimdi bu şehir.
hani
“çocuksun sen…” demiştin ya usta;
o çocuklar taşıyor gözlerinde
şimdi bir şiirin yasını,
omuzlarında bir ecel yükü;
sen gittin, sanıyorlar…
oysa iyi şiir gitmez;
sesini bırakır yalnızca zamana.
hoşça kal usta,
şimdi biraz daha eksildik biz,
-biraz mı?
laf!-
çocukluğumuz kaldı
gidişinin ardından,
bir de
dizelerin;
yıkıntıları arasında
gezinen,
işte bu küskün kentin…
***


















