Advert

Açmazlarımız – Dünyayı Kurtarmak-

Yazan: Sedat İlhan - AÇMAZLARIMIZ - DÜNYAYI KURTARMAK-

DENEME - 21-08-2022 18:45 858 kez okundu.

Açmazlarımız – Dünyayı Kurtarmak-
Advert

AÇMAZLARIMIZ - DÜNYAYI KURTARMAK-

Aslında açmazımız dünyayı kurtarmak değildir. Bunu gerçekleştirmek için yapmakta olduğumuz eğlencelerdir, kapıyı çalıp kaçan çocuklar gibi, elmalı şeker rüyaları gören… Olması gereken dünyanın kurtulmasıdır, her birey hedeflemeli, deneyimlemeli, adım adım. Önce kendimizi kurtarmak? Ne anlama gelir düşünmeli. Ama gerçekte karşılığı olamaz bu söylemin. Dünyanın üzerinde bir nokta olan biz, o, halden hale girerken etkilenmememiz, mutlu mesut yaşamamız mümkün olamaz. Ki, insan olma realitemiz, kapasitemiz, fıtratımız büyüklüğe meftun.

Geçenlerde bir yazı okudum. İnsanı anlamak zor diyor. Bir sürü düşünür hayatını vermiş, kitaplar yazmış, hala bilinmiyormuş. Bence bu söylem görüneni resmetmiş. Yanlış diyemem. Ama doğru olmadığına inanırım. Çünkü insan kolay bir varlıktır. Hemencecik üç-beş cümle ile tarif bile edilebilir. Zor olan şey, insanı anlamaya çalışıyoruz ancak biz de insanız. İnsan olma özelliklerini taşırken anlamanın kolay olması beklenmemeli. Zor olan şey, bilineni kabul etmektir, gerçekleyebilmektir. Saygı ararız, herkesin de aramakta olduğunu bir türlü göremeyiz. Belki daha da ilerisi muhataplarımızı saymaya neden bulamayız. Oysa bu bize bakar. Saygı istiyorsak, saygı gösterelim ki, saygı gösterilen olalım. Bu konuda yalan söylemeye gerek yoktur. Her insanda aynı değildir ama saygınlığa layık mutlaka bir yön vardır. Ve herkes kendisi, yeni baştan, belki de sıfırdan öğrenir. Öğrenmek hayatı okumak ile mümkün. Kitaplar? bir derece.

Bir video seyretmiştim, sosyal deney. Ünlü bir müzisyen metro girişinde sokak müziği yapıyor. Kimsenin dikkatini çekmiyor. Oysa bir kaç gün sonraya ciddi paralar vererek konserine gidecek yüzlerce insandan birkaçı, deney süresince metroyu kullanmış olabilir. Ne diyebiliriz?

Öncelikle müzisyen müziği kendisi için yapmalı. Sazı veya kemanı elinin bir parçası gibi hissetmeli. Tellerine dokununca ses yürekten gelmeli. Böylece salondaki kişi sayısı önemsizleşebilir. İnsanın kendisini kurtarması böyle bir şey ise kabul ederim. Ama bre dostum söyler misin, bu hal nasıl öğrenilir? Veya o salona katılan binlerce insandan hangilerinin müzisyenin yüreğine bağlanabildiğini bilmemiz mümkün değil. Bilmeye çalıştığımızda o salonun dolması mümkün değil.

Menkıbelerini anlattığımız, dinlediğimiz, okuduğumz insanlığın manevi önderlerinin hayatlarını derinlemesine okumak isterdim. Onların hissiyatlarını yaşamak. Ne yazık ki bu mümkün değil sanırım. Çünkü insan kendi tecrübeleri ile anlar muhataplarını. Mevlana diyorsa birisi, bu kendi "Mevlana’sıdır," özlemleri, hasreti, arayışları belki de bulduğunu sanışları…

Taptuk Şeyh’in hayatının meyvesi Yunus Emre’dir. Denilebilir ki, her gördüğünde aradığı Yunus’tu. Her karşılaştığını Yunus bildi, saydı, sevdi, affetti, ikram etti. Gelene git, gidene kal denilmez söyleminde Yunus’un hatırı vardı. Her insanı Yunus bilmese idi Yunus’u bilmesi mümkün olamazdı. Bir anlamda denilebilir bu. Yunus’un meyvesi neydi peki?

İnsanoğlu, referansı sonsuzluk olan yüreğinin sıkıştığı, nefesinde boğulduğu, bir yol aradığı anlarda Yunus’ta bulur kendisini, Yunus’un yol arkadaşı olur. Mırıldanır, "Bir ben vardır bende, benden içeri“ Ancak Yunus Emre, bu söylemi ile yüreğinde bana, bize, insanlığa yer açamadı ise sahiplenmemiz mümkün olamaz.

Sözün kısası, evet dünyayı kurtarmalıyız. Bunu kendimiz için yapmalıyız. İnandığımız herhangi bir şeyi gerçeklemek üzere müspet manada her şeyi göze almalıyız. Yapayalnız kalsak dahi yanlış gördüğümüz her ne var ise ortadan kaldırmak, bizim vazifemizdir. Ama yol, yöntem, usül önemli.

Yolumuza baş veya taş koyanların gerçek nedenini asla bilemeyiz. Bilmemizin hiçbir faydası yok. Sadece, sınır tanımadan yapılması gerektiğine inandığımıza odaklanmalı. Engellemeye çalışanlarıa, dalga geçenlere, yapamazsın diyenlere hayrolsun deyip geçmeli. Onlar inancımıza yenilecekler, inancımızca yenilecekler. Ya motive edenler? Neden yoldaş olmazlar ki…

Biliriz ki, bir şeyler yanlıştır, engellenmeli. Neden insanlar sahip çıkmazlar, tefekkür etmeli. Bilginin ötesinde, insanların aradığı şeyleri görmeli. Belki de onlara ihtiyaçlarını görmeleri için zaman vermeli. İhtiyacımız olmadan, ihtiyaç hissetmeden aramıyoruz, aramadığımızı bulamıyoruz çünkü. Böyle bir yönümüz var.

Söylemlerimiz neden insanlığa ulaşmaz, düşünmeli. Veya neyin karşılığında yaptığımızdan, neyin karşılığında yaptığımız sanıldığından emin olmalı. Söylemlerin ötesine geçmeli. Özgürlük diyorsak eğer, özgürlüğü yaşamalı ve yaşatmalı, herkese…

Evet, dünya kurtarılmalı, herkes tarafından…

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Bayram Üstüne / Hamdiye Okudan

Bayram Üstüne / Hamdiye Okudan

30-05-2026 - DENEME

İçimizdeki Pusula / Sebahattin Polat

İçimizdeki Pusula / Sebahattin Polat

28-05-2026 - DENEME