Advert

19 Mayıslar / Neşe Kazan

Neşe Kazan -19 MAYISLAR

DENEME - 20-05-2026 20:31 71 kez okundu.

19 Mayıslar / Neşe Kazan
Advert

19 MAYISLAR

Bazen bir ses, bazen bir koku, bazen bir kelime, bazen özel bir gün…

Geçmişe götürüverir insanı.

Ben her milli bayramda, İstiklâl Marşı’ndan sonra bir şiir hatırlarım.

Yüreğimin ve beynimin her köşesine, tüm duygusallığıyla nakşetmişliğime hayret ederim.
60'lı yılların ikinci yarısı.

Harun.

Benim sınıf arkadaşım.

Çok zeki...

Kendinden büyük yanıtları var, ilkokul sıralarında. 

Kendinden büyük sorgulamaları…

Anneannesi mi babaannesi mi bilmiyorum onu okula getiren.

Hâlâ gözümün önündedir asaleti. 

Kırlaşmış saçları ve metal çerçeveli gözlükleriyle, yaşına rağmen fit hâli, bugün gibi sanki...

İnsan bazı kişileri, bazı olayları, neden üzerinden hiç zaman geçmemiş gibi hatırlayabiliyor ki?
Zeki insanlarla iletişim kurmak biraz zor oluyor ve bunu da o yaşlarda anlamlandıramıyorsunuz. 
Mesela o yıllarda Orhan Gencebay'ın  "Bir Teselli Ver" şarkısını söyleyen herkesle tartışırdı.

Alt tarafı bir şarkıydı. Ve o daha dokuz yaşındaydı.

Her şeyi göze alıp sormuştum, neden bu şarkıya karşı olduğunu.

Çok merak etmiştim.

Üzerine gelindiğinde hırsından ağlayabiliyordu.
O zaman "hırs" dediğimi bugün, "anlaşılamamak" diye yorumlamak gerçeği üzüyor bir an beni.

Sonra o yanıtlıyor ama ben anlamıyorum. "Teselli ne demek?" diyor...

"İnsan Yaradan’dan teselli ister mi?" diyor...

Bunu neden hissediyordu, ne düşünüyordu hâlâ merak ederim.

Çoğu arkadaşımla olduğu gibi onunla da izimizi kaybettik.

Ama onu her İstiklâl Marşı’ndan sonra bana hatırlatan, her bayramda etki dozunu daha fazla arttıran Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın aynı şiiriydi:

“Mustafa Kemal'i gördüm düşümde. Daha” diyordu.

“Uğruna şehit olasım geldi hemen
sabaha,” diyordu. 

Al bir kalpak giymişti al,
Al bir ata binmişti, al,
Zafer ırak mı dedim,
Aha, diyordu...

***

"Mustafa Kemal’i gördüm düşümde" derken gözleri çakmak çakmak olurdu.

"Daha" derken mutlaka ayağını yere vururdu.
"Uğruna şehit olasım geldi" derken sanki bütün dünyaya meydan okurdu.

"Sabaha" derken müşfik bir hâl alırdı  sesi, bir ölüm sessizliği gibi...

"Al bir kalpak gitmişti, al" mısraında yavaştan başlayıp artan ses tonu, bir sonraki mısrada daha da güçleneceğinin ayak sesleri gibiydi...
"Zafer ırak mı?” derken, mavi (!) bakardı gözleri..
Ve son darbe öyle güçlü çıkardı ki nokta koyar gibi… Zafer bizim der gibi....

Aha…

***

Sekiz mısra topu topu.

Her bir kelimesindeki o vurgu...

Söylerken boyun damarlarının belirginleşmesi…
Kumral teninin gitgide kıpkırmızı oluşu, bir cepheden diğerine koşar gibi hissettirirdi..
Ben ömrümde böyle şiir okuyan bir arkadaşıma daha rast gelmedim. 

Çıtayı öyle yükseğe taşıdı ki ben bu şiiri başka hiç kimseden dinlemedim.

***


Editör: Deniz İmre

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
Gölgenin Çekildiği Gün: Rehbersiz Kalan Işık / Vahap Acar

Gölgenin Çekildiği Gün: Rehbersiz Kalan Işık / Vahap Acar

20-05-2026 - DENEME

Ruhun Ölümü / Sebahattin Polat 

Ruhun Ölümü / Sebahattin Polat 

20-05-2026 - DENEME