SONSUZLUĞUN FREKANSI -23 / GÖLGE GÜÇLERİN YÜKSELİŞİ
4.BÖLÜM
YANGİLER
YANGİ DİYARI
Gökçil ve Ameshia, saygıyla birbirlerini selamlarken hava değişmeye başladı. Boğucu bir sıcak dalgası sinsice bedenlerini sarıyor, gökyüzü yoğun bulutlarla kaplanırken hava gitgide kararıyordu. Ve sonra birden tüm Yangi taşları, bir güç tarafından çekiliyorlarmış gibi aynı anda yerden havalanmaya başladılar.
Altın kartallar ve Ameshia, hiç vakit kaybetmeden taşları geri çağırmaya başladılar fakat taşların bir kısmı itaat etmiyordu. Ameshia, hemen Gökçil’i kolundan tutup kartallardan birine bindirdi, kendi de Galbath’ın üzerine atladı ve hep birlikte taşların peşinden karanlık bulutların içine daldılar.
Ameshia ve altın kartallar hızla yükselirlerken taşları biraz yavaşlatmayı başarmışlardı ama yine de onları tam olarak kontrol altına alamıyorlardı. Az sonra bulutlar daha da yoğunlaştı. Yükseldikçe oksijen seviyesi düşerken karanlık enerjinin etkisi daha da büyüyordu. Biraz daha yükseldiklerinde taşlar birdenbire durup havada asılı kaldılar fakat sonra iki zıt yönden gelen çekim gücünün etkisiyle oldukları yerde öncetitreşmeye sonra da ileri geri hareket etmeye başladılar. Sanki onların bu hareketi neden oluyormuş gibi bulutlar da dağılmaya başlamıştı ve sonunda karanlığın biraz delinmesiyle yüzlerce birbirinin aynısı, renkleri gibi ruhları da kapkara büyülü gözler ortaya çıktı. Sanki sinsi bir sakinlikle gelenleri karşılıyordu bu gözler.
Az sonra bu kara gözlerin sahipleri, gelene yol verir gibi yanlara doğru açılmaya başladılar. Çok geçmeden de bir Tanrı ve Tanrıça edasıyla süzülürcesine ilerleyen Lady Purple ve Korgath ortaya çıktı. Hem çirkin hem de korkunç görünen Korgath’la güzeller güzeli Lady Purple’ın bir aradaki halleri hiç uyumlu olmasa da karanlık enerjileri adeta iç içe geçmiş ve ikisinin arasında olağanüstü bir ahenk yaratmıştı ve bu ahenkli enerji geçtikleri her yeri daha da karartıyordu.
Lady Purple, iki elini de Ameshia gibi taşlara doğrultmuş, bir yandan onları kendine doğru çekmeye çalışırken diğer yandan eski dostlarla karşılaşmış gibi neşeyle gülümsüyordu. Sonunda aralarında birkaç metre kaldığında durdu. İki kadın, göz bile kırpmadan birbirlerine bakıyorlardı. Lady Purple’ın yüz ifadesi bir an için asıldı fakat sonra omuz silkip yeniden neşeli haline geri döndü.
— Merhaba kardeşim. Uzun zaman oldu ama doğrusu tam zamanında dönmüşsün. Ne güzel değil mi? İkimiz de yuvamıza döndük, ailemiz yeniden bir araya geldi. Tıpkı eski günlerdeki gibi.
— Merhaba Ashila. Hiç değişmemişsin. Yoksa Lady Purple dememi mi tercih edersin?
“Çok değiştim aslında ama bu ne biçim bir karşılama! Sarılmayacak mıyız?” dedi Lady Purple kıkırdayarak fakat sonra Ameshia’nın biraz bile yumuşamayan sert yüz ifadesi karşısında gözlerini devirdi.
“Sen de hiç değişmemişsin kardeşim. Hâlâ çok ciddi ve sıkıcısın. Neyse, isme gelince kesinlikle ‘Lady Purple’ canım! Ashila, artık bana uygun bir isim değil.” dedi.
İkisi konuşurken kara afyalar sabırsızlıklarını belli eden sesler çıkarmaya ve oldukları yerde her an saldıracakmış gibi pozisyon almaya başlamışlardı. Bir tek Korgath sakindi, onun gözleri Galbath’a kitlenmişti.
“Demek çocuklarını buldun. Diğer her şeyin yanında azmini de korumuşsun.” dedi Ameshia.
Lady Purple, bu sözler üzerine hemen hayatı boyunca çok acılar çekmiş bir kadının ruh haline büründü; sahte gözyaşlarını siler gibi yaptı. Sonra da başını kaldırıp yine Ameshia’ya baktı ama onun tepkisizliği devam ediyordu. Sonunda hayal kırıklığını saklamayan bıkkın bir tavırla,
“Ah evet, uzun bir ayrılıktı.” dedi.
— Ashila, rol yapmayı bırak! Konumuza gelelim! Ama önce aramızdaki Moyarlının buradan gitmesini istiyorum.
“Lady Purple diyecektin kardeşim! Neyse, senin için oldukça faydalı olmuş bu Moyarlı ama açıkcası tüm Moyarlılardan fena halde sıkılmış durumdayım.” dedi ve sonra Gökçil’edönüp devam etti,
— Gökçil değil mi? Annene hiç benzemiyorsun. Ne tuhafsınız siz Moyarlılar, endamınız aynı ama yüzleriniz hatta ırklarınız bile birbirinizden farklı. Aynı kandan olduğunuza inanmak çok güç. Orada o kadar yaşadım, her şeyi çözdüm, bakın bunu çözemedim.
Gökçil, ağzını açıp bir şey söylemek istedi ama Ameshia’nın oldukça yüksek ve sert çıkan sesi yüzünden durdu.
— Ashila!
— Hmm, beni kızdırmaya mı çalışıyorsun? Öff, tamam gidebilir.
Gökçil’in bindiği altın kartal, Ameshia ve Galbath’a son bir selam verip hemen yükselerek oradan uzaklaştı. Onlar gözden kaybolduklarında Ameshia rahatlayarak yeniden Lady Purple’a döndü,
— Taşları bırak! Onlar Yangilere ait!
— Neden? Ben de senin kadar Yangiyim, aynı kanı taşıdığımızı unuttun mu kardeşim?
— Sen artık Yangi değilsin, kardeşim hiç değilsin. Bize ihanet ettin.
Lady Purple’ın gözleri hayretle kocaman açıldı.
...
- Devamını okumak için tıklayın
***
