Ruhun Ölümü / Sebahattin Polat 

Yazan: Sebahattin Polat -RUHUN ÖLÜMÜ
Advert

DENEME - 20-05-2026 16:04

RUHUN ÖLÜMÜ

İnsan bazen bir limana benzer; dışarıdan bakıldığında sağlamdır, taş duvarları yerinde, feneri hâlâ yanıyor ve rıhtımı da çökmemiştir. Fakat uzun zamandır hiçbir gemi uğramıyor hiçbir dalga kıyısına bir hikâye bırakmıyorsa o liman artık denizle konuşmayı unutmuştur.

Elbette insan ruhu da böyledir; bazen yıllarca ayakta kalır ama içinde bir canlılık taşımaz. Çünkü canlılık yalnızca nefes almak değil, hayatın akışına katılabilmektir.

Çocukken ruhumuz gökyüzünü andırır; her bulutu kabul ederiz, yağmuru da güneşi de… Sevinç gelir geçer, korku gelir geçer; hiçbir duyguyu sonsuza kadar içimizde hapsetmeyiz. Bu yüzden çocukların bakışında eski kuyuların suyuna benzeyen bir berraklık vardır hep. Çünkü dünya henüz onların içinde taşlaşmamıştır. Sonra yaşamın acı tecrübeleri insana korunmayı öğretir.

Uğradığımız büyük bir haksızlıkla kırılır ve ardından içimizde bir kapı kapatırız; sonra bir tane daha bir tane daha…

İnsan kalbi, uzun savaşlardan sonra pencerelerine tahtalar çakılmış eski bir eve dönüşür. İçeri artık ne rüzgâr girer ne de kuş sesi, yalnızca toz birikir. İnsan buna bazen huzur, der. Oysa bu, hareketsizliğin sessizliğinde yavaş yavaş eksilmektir. Çünkü insan için asıl ölüm, bedenin değil; ruhun ölümüdür. Çünkü acıyı dışarıda bırakmanın bir yolu yoktur.

İnsan kapıyı acıya kapattığında aynı anda hayata da kapatır. Hiç kimseyi sevmeyen biri terk edilmez belki ama hiçbir zaman bir yüzü özlemenin o yakıcı güzelliğini de tadamaz.

Kimseye güvenmeyen biri hayal kırıklığı yaşamaz ama bir omuza başını koymanın mucizesini de bilemez. Korunmanın gölgesinde yavaş yavaş yok olur…

***

Editör: Nüzhet Ünlüer

Günün Diğer Haberleri