KAHVE KEYFİ
Ağaca sırtını yasladı. Ayaklarını çimende uzattı. Tatlı bir esinti gelip eşarptan saçlarına doldu. Eliyle eşarbını düzeltti, bağını sıktı. Ağaçlık alan tenhaydı. Çocuklar yoktu. Büyükler yoktu. Suratlarında maskeleriyle aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya bir “kaç kişi geçmemiş olsa insansız bir mahalle sayılacaktı. Üst baştan bir minibüs ses yaya yaya göründü.
— Eskici…
— Eski yorgan, minder, döşek pamuklarınız alınır.
— Eski her tür makineleriniz alınır.
Sallana sallana geldi. Aşağılara aktı gitti.
Karşısına beyaz bir köpek gelip durdu. Baktı, baktı. Çimenlere uzanıp başını ayakları üstüne koyup onu izlemeye başladı.
O:
— Adın ne senin?
— ...
— Arkadaşın yok mu?
-...
Sadece kuyruğunu sallıyor, bakıyordu.
-Evin içi dört duvar. Canım sıkıldı, dışa taştım. Havada güzel.
Kuyruk sallanmasını sürdürüyordu.
Birden aklına cebindeki şeker geldi. Eliyle aldı. Kağıdını soydu. Önüne attı. Tam ayakları dibine düşmüştü. Kokladı. Diliyle yakalayıp ağzına attı. Gezdirdi. Şapırtısını duydu. Gezdirdi, gezdirdi sonra yuttu. Kuyruğunu daha hızlı salladı.
— Başka yok. Olanı biteni o.
Anlamışca başını tekrar ayakları üstüne yerleştirdi. Gözlerini kapadı. Bir kedi yan yan bakarak uzaklarından geçti. Çöp bidonuna ilerledi. Kahverengi bir köpek daha geldi. Onun yanında dikeldi. Hissetmişçesine gözlerini açtı. Ayağa kalktı. Arkadaşını kokladı. O da onu kokladı. Neden sonra aşağılara doğru neyi düşündülerse koşa koşa uzaklaştılar.
Yine yalnız kalmıştı. Sırtı ağaca dayalı seyre devam etti. Karşı komşu seslendi:
— Ayrılma, geliyorum.
— Tamam!
...
Komşu elinde tepsi,üstünde iki fincan kahve bir bardak su ile geldi.
— Kahve keyfi yapalım birlikte.
— Yapalım.
Şimdi artık iki kişiydiler. Kahvelerini yudumlarken bir diğeri, derken bir başkası…
Çoğaldılar...
Çimler üstünde mahalle dillendi.
***
