MUTLU OLMAYA ÇALIŞMAK NE VAKİT BU KADAR YORUCU OLDU
Ağır zamanların içinden geçiyoruz.
Toptan tımarhaneye dönmüş bir memlekette yaşarken tüm dengelerimizin altüst olduğu aşikar.
Bütün bu olumsuz uyaranlar altında, hayatta kalabilmek için kendimizce çareler arıyoruz; fakat gelin görün ki biraz yorgun ya da mutsuz hissettiğimizde dahi, bunu dile getirmekte zorlanıyoruz sanki artık...
Her yanımızdan "Mutlu olmak zorundasın." baskısıyla çevrelenmiş durumdayız.
Her tarafta türeyen yaşam guruları "Olumlu düşün, güzel şeylere odaklan, her şey senin elinde." diye üstüne üstüne geliyor.
Sanki üzülmek, kırılmak, yorulmak varoluşumuza ait değilmiş gibi; güçlü ve baskın bir dış sesle empoze ediliyor bu görüş.
Mutsuzluk adeta bir kişisel başarısızlık gibi görülüyor.
Bu sistemde her zaman mutlu, neşeli ve başarılı olmak zorundasın. İşinde, evinde, ilişkinde, ebeveyn rolünde mükemmel olmak zorundasın. Aksi takdirde, bilgisayarda çöp kutusuna atılan mailler gibi oluveriyorsun .
Değersiz ve gereksiz...
Oysa insan bazen sadece yorulmuştur. Çünkü hiçbir şey yolunda değildir. Kendi sorunlarınız, keşkeleriniz, ayakta kalma çabalarınızın yanısıra, ülkenin gündemi de Demokles'in kılıcı gibi tepenizde dururken gülmeyi unuttuğunuzu hatırlayıveriyorsunuz.
İşte bu sırada duymak istediğiniz tek cümle, "Bu his normal; yanındayım." olabilir...
Çoğu zaman bunu duyamadığımız için karşı atağa geçip, "Her şey yolunda!" demeyi tercih ediyoruz.
Oysa hiçbir şey yolunda değilken sahte bir gülümseyişle kendimize bile yalan söylüyor ve ortalarda Mona Lisa tablosu gibi donuk bakışlarla geziniyoruz.
Galiba en mühimi; kendimize "İyi hissetmek zorunda değilsin.” demeyi unuttuk.
Her hissin yaşanması, içinden geçilmesi gerekirken yüzümüze garip, neşeli maskeler takmayı tercih ediyoruz.
Malumunuz; sosyal medya, özlü sözler, mindfulness uygulamaları bize "Sen yeterince çabalarsan mutlu olursun." şiarını büyük puntolarla önümüze dayıyor.
Mutlu değilsen bu senin başarısızlığın oluyor. Velhasıl, mutsuz olmamıza bile izin vermeyen bir sistemin içinde piyon gibi geziniyoruz.
Bu da yetmezmiş gibi, mutsuzluğunu paylaşman "Negatif enerji yaymak" ile eşdeğer hale getiriliyor.
Çünkü; artık kimse bir başkasının derdiyle ilgilenmek istemiyor. Bu yüzden insanlar gizli bir sessizliğe çekiliyor.
Hiçbir şey yolunda değilken "Süperim, bomba gibiyim!” demeyi tercih ediyorlar.
Oysa iyi değilsin işte, neden bu kadar zorluyorsun ki? Neden kendine bu iyi olmama hâlini çok görüyorsun?
Bu hayattaki en yorucu şeylerden birisi zorla gülümsemek olsa gerek. İçin dağılmışken yüzünü toplamak, moralin yerle yeksan vaziyetteyken neşeli bir ortamda iyiymiş gibi davranmak ne çaresiz bir haldir. Ciddi bir performans oyunculuğu ister, ki bence kendimize bu kadar yüklenmemiz de çok anlamsızdır.
Esasında biz bu rolü her gün oynuyoruz. Evde, sokakta, iş yerinde, telefonda, hatta storylerde bile "Ben çok mutluyum, çok eğleniyorum.” algısını empoze etmeye çalışıyoruz ve bence insanı en çok yoran bu "-mış gibi yaşamlar"
Peki ne yapmalıyız?
Öncelikle mutluluğu bir zorunluluk olmaktan çıkarmalıyız.
"Bu aralar mutsuzum, lakin bir gün her şey geçecek, iyileşeceğim." diyebilmek lazım.
Hayat bazen durmayı, kabuğuna çekilmeyi yani kendine izin vermeyi gerektirir.
İnsan her zaman mutlu olmak zorunda değildir; fakat her zaman o duygu her neyse, "hissediyor" olma hakkına sahiptir ki her his kabulü hak eder...
Bu dünyada en çok yorulanlar her daim mutluymuş gibi görünmeye çalışanlardır bence. Pozitif olmanın kibar zorbalığıdır bu. Mutluluk sürekli gülmek, her gün motive kalmak, başarılı olmak değil, bazen de sessiz bir kabul hâlidir.
Bazen sessizce ağlamaktır, bazen susmaktır, bazen yataktan çıkmadan uyumaktır, ve bazen de bir dostun omzuna başını koymaktır.
Yaşam hepimiz için öngöremediğimiz şeylerle dolu; fakat esas olan şu cümleyi inanarak söyleyebilmektir.
"Ben bu günlerde iyi değilim ama bu da geçecek biliyorum."
Yolunuzun iyiliklere çıkması dileğimle...
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz
