SARI SONBAHAR
Sarı perdesini açıp sahneye ince bir hüzün ayı olan eylülü sundu sonbahar.
Koca bir yaz geride kalmış, sahiller boşalmışken ve de yaz arkadaşlıkları sonlanırken bir duygu girdabında döndürür durur insanı bu mevsim...
Yepyeni aşkların başlangıcıdır eylül.
Yollarda, rüzgârın önünde nereye gideceğini şaşırmış sarı-kızıl yapraklar ve göklerin kara bulutları misafiridir bu ayın. Yağmura susamış topraklar eylülden merhamet beklerler.
Yağmur kokusunun ayıdır eylül. Hem ayrılmanın hem kavuşmanın zamanıdır. Hüzünlü bir göçü vardır kuşların büyük bir disiplin içinde. Seyrederken endişeler düşer yüreklere, yine gelirler mi acaba? Onlar gelseler de ben olur muyum hayatta?
İnsanın duyguları ile baş edemediği bir aydır. Bir biten dönemi, bir başlayacak döneme bağlayandır eylül. Pek de eşi yoktur aylar içinde; bir mevsim gibidir yalnız başına. Ne nisan gibi umuda hamile ne de şubat gibi hırçındır. Yazın sıcağından yavaş yavaş serine kavuşmaktır. Eylülde aşk, eylülde acı, eylülde yalnızlık zordur. Okullar açılır, yeni eski arkadaşlarına kavuşur çocuklar. O günlere gidip orada kalırsın, gözlerin buğulanır, o çağlarını özlersin. Her haliyle bir başkadır eylül. Ağustosun sıcağını yararak gelir serinletir, temmuzun mehtaplı gecelerini özletir. Sarıya, kızıla, kahveye döner duygulandırır insanı. Caddeler sokaklar yalnızlaşır gitgide. Sevgi ile okşarken yüreğinde yeni bir farkındalık yaratır olgunlaştırır. Şiir, aşk, hüzün ayıdır eylül.
Biraz da melankoli.
Hoş geldin sonbahar hoş geldin eylül…
***
