KENDİNİ UNUTMAK
Bugün, "Başkalarına yetişirken kendini unutma." sözüyle başlamak istedim.
En son ne zaman kendiniz için bir şeyler yaptınız ve kendi beklentilerinizi karşıladınız?
Başkasına yetişme çabası, genellikle insanın başkalarının beklentilerini karşılamak ve onaylamak olduğunu söyleyecek olursak; görmezden geldiğimiz iki önemli nokta olan tükenmişlik ve bu yolda harcanan enerji ne büyük bir kayıptır hiç düşündünüz mü?
Süreç öylesine hızlı geçerken bir de bakmışsınız ki anlamak için geç kalınmış ve siz çoktan kendinizden vazgeçmişsiniz.
Vahlar tühler gelir ardından...
Sorarım.
Hiç gençken ruhunuzun yaşlandığını hissettiğiniz oldu mu?
"İyilik" adı altında büründüğünüz ancak sonrasında bunu görev olarak yüklendiğiniz hiç oldu mu?
İyilik görev hâline geldiyse iyilik, iyilikten çıkmıştır. Ne doğru bir söz değil mi?
Sırtınıza kambur olmuş kurtulması zor.
Bazıları için mecburiyet algısı ve zinciri kırmak isterken esir alınmış hissi...
Sizi buna sürükleyen nedenini hiç kendinize sordunuz mu?
Vicdan dediğimiz sesimiz ya da hoşgörü buna sebep olabilir mi?
Gerçekten kendin için bir şeyler yaptığına inanıyor musun?
Esas soru sanırım bu...
Yıllar, perde perde geçerken cevabına geç kalmamak için,
“Kendime ne çok zarar vermişim ve yıpratmışım” dememek için.
Her aynaya baktıkça neden kendimi yok saydım?
Sis perdesinde kayboldum dememek için...
Gelin bunun cevabını çok gece bırakmayın.
Öz değerinizden uzaklaşmayın. Sadece bundan sıyrılmaya bakın. İçsel huzuru yakalamaya ve kendiniz için bir şeyler yapmaya başlayın.
Bunu yapmaktan tamamen vazgeçin denilmesi elbette yanlış olur.
İnsanız sonuçta empati yoksa nerede?
Sadece kendinizden vazgeçmeyin.
Başkalarına yetişirken kendinizi unutmayın.
Neden mi?
Cevabı basit.
Çünkü başka bir siz yok...
***
