YOL
Henüz sahnelenmemiş tek kişilik oyunun
Tenimi acımasızca çimdikleyen buruşuk bileti gibiyim bu günlerde.
Ben seni uzak seviyorum.
Ve sen uzakları hiç sevmezsin.
Gece vardiyasının sabahla kavuştuğu saatlerde,
Mahalle gençlerinin sorgulayan bakışlarına,
Mahcup bir selamla cevap verirken
Kerelerce geçerdim ışığının izdüşümünden.
Güneşin yansımaları karışırdı pencerene,
Ben sana karışamazdım.
Belki diyerek
Ne kadar çok su içmiştim,
Tam da karşı kaldırımınıza emanet bırakılmış,
Konuşmamaya ant içmiş sahipsiz hayrattan.
Sabah ayazı bıçkın.
Boğazıma umutla akan su buzdan daha bıçkın...
Eskici amcanın tezgâhından aldığım
Ucuz aşk romanlarına inanmayı yeğledim önceleri,
Pıtrak dokulu ellerimle karışırdığım,
Tüm sayfalar sensizliğe adanmış,
Bahane bulamadığım cümleler almış başımı.
Ezberim yok.
Masamın üstündeki mum uykuya dalmış...
Kalabalık insan girdaplarından hangisi daha koyu ve derin?
Hangi kapının ardındasın?
Hangi yola el sallıyorsun sisli gecelerde?
Biliyorum,
Ben seni uzak seviyorum...



















