KARANLIĞIN İÇİNDE BEYAZ
Uzun uzun baktı
Sıra sıra evlere
Yalnızlığın kök saldığı belirsiz gölgelere
Gece karanlıktı
Bir kara delik
Hane hane ışıkları söndürüyor
Her sönen ışıkla kendine yeni bir av bulup büyüyordu
Kendi kendine dedi ki
Bir zamanlar ben de en parlak yıldızdım
Karanlık silüetler nurumu aldılar
Zulmeti bıraktılar
Umut denilen yere
Yılgınlığı ve vazgeçişi koydular
Sonra o kutsal kara taş
Hacerül esved geldi aklına
İçi titredi
O da bir zamanlar sütten beyazdı
İnsanların günahları değdikçe kararmıştı
Oysa insanın özü nurdu
Sevgiydi
Beyazdı
Cennetti
Günahın karası yüreğine bulaştıkça
kendi ışığını unutup
Karanlığa teslim olunca
Zifiriyle anılır olmuştu
Belki de mesele hep aydınlık olup
hiç kararmamak değildi
Asıl mesele
Karanlığın içinde bile beyazlığını hatırlayabilmekti
Çünkü özünü bulan
Yeniden aydınlanırdı
***


















