Advert

Huzur / Mine Borazan

Yazan: Mine Borazan -HUZUR

ÖYKÜ - 19-02-2024 22:55 1003 kez okundu.

Huzur / Mine Borazan
Advert

HUZUR

"Bir bahar akşamı rastladım size. nerelerdeydiniz;
Niye benziniz solgun;
Niye sukûnettesiniz...
Gecenin bir vakti ne iyi geldiniz...
Fakirhaneme sefalar getirdiniz..."

Gece çökmüş havayı dolunay aydınlatıyordu. Şehirden uzak ormanlar içinde bir kulübenin bütün ışıkları yanıyordu.
"Nasıl da güzel bir ev." diye içinden geçirdi. Zeynep; "Kimbilir bu evde yaşayanlar nasıl da huzurludur. İnsanın böyle bir yerde ömrü uzar. Derdi tasası kaybolur." diye düşündü. Ağustos böceklerinin sesini dinlerken bir kaç kilometre ötede arabaları bozulmuştu. Ne yapacaklarını bilmeden öylece yürürken görmüşlerdi bu kulübeyi.

Zeynep ve eşi kasabaya atanan iki genç doktordu. Yeni görev yerlerine çok az kalmıştı. Tam da bu arada arabaları bozulmuştu. Arabanın bagajında sağlık ocağına götürecekleri iki üç kutu ilaç vardı. İkisi de otuzlu yaşlarda bir kaç yıllık evliydiler. Karadeniz'e düşmüştü tayinleri Ahmet Zeynep'in eşi aslen Karadenizliydi bu duruma çok sevinmişti. Zeynep ise İstanbulluydu.

Kulübeye doğru yaklaşırken içerden gelen müzik sesine dikkat kesildiler. Kapıyı çalmadan bir müddet sessizce dinlediler.
Bir erkek sesi geliyordu belli ki eşlik ediyordu şarkıya...

"Gözlerinin içine başka hayal girmesin...
Bana ait çizgiler dikkat et silinmesin."

"Ahh! Ne çok seviyorum bu şarkıyı" diye içinden geçirdi Zeynep...

Zeki Müren nasıl da güzel söylüyordu..

Müzik kesilince kapıya doğru yöneldiler. Naif bir ses içerden:
“Kimsiniz?” dedi ve der demez kapıyı açtı bütün Karadenizlilerin bir özelliği miydi bu diye gülümsedi Zeynep:
- Amca bizim arabamız bozuldu yolda kaldık
Ahmet:
- Buyurun evladım Tanrı misafirimiz olun. Zaten hanımla ben varız. Hasret kaldık iki çift söze bir kaç insan yüzüne...

İçerisi o kadar güzeldi ki sıcacık. Duvarda hatıra resimler bir soba iki sedir ortada ahşap bir sehpa biraz ileride bir terek dolabı vardı.

- Hoş geldiniz çocuklar nerden geliyorsunuz nereye gidiyorsunuz?
- Amcacım biz yeni sağlık ocağı doktorlarıyız,
diye söze başladı Zeynep.

Buraya gelirken yolda arabamız bozuldu. İki gün sonra göreve başlayacağız. Kalacağımız evi bulmak için erken geldik:

- Ahh! be çocuğum burda kalın, dedi. Tonton nur yüzlü bir kadın:
- Evladım benim adım Esef bu da benim ahiretlik Hatçe:
- Hanım bi dur soluklansın çocuklar karınlarıda açtır.
Sobanın üzerinde taze demlenmiş çay da var hanım ekmekte yaptı. Peynir çökeliğimiz de var. Hanım size bahçemizin domates salatalığını da doğrar.

Allah'ım nasıl lezzetliydi hepsi sanki kırk yıldır tanıyor gibiydiler birbirlerini:
- Esef Amca bayıldık evine. Nasıl da huzur veriyor. İnsanın burda ömrü uzar.
- Ahh! Evladım şu yanlızlık olmasa çok şükür huzurumuz yerinde. Hanımla ikimiz birbirimize yarenlik ediyoruz. Arka tarafta küçük bir bahçemiz var. İşte ekip dikip yiyoruz, çok şükür.
- Çocuklarınız yok mu Esef Amca? dedi. Ahmet,
birden başını önüne eğdi yaşlı kadın:
- Ne sen sor ne ben anlatayım evladım. Üç evlat yetiştirdik. Okuttuk ne zorluklarla hepsi mesleklerini ele aldılar. Büyük oğlum avukat, ortanca mühendis, küçük kızım da doktor yurt dışında yaşıyor... İnsan yaşlanınca unutuluyormuş be evlat... Gelirlerse bir bayramlara gelirler o da kırk yılda bir. Bu kulübeyi İsviçre'deki kızım yaptırdı. Arada bir arar. Bazen harçlık gönderir. Ben emekli öğretmenim hanım da köy ebesi...
- Evlatlar çok meşguller evladım...
- Anne ve babayı ihmal edecek meşguliyet mi olur be amcam? Ben anamın babamın ayağının altını öperim.
- İşte evladım yalnızlık çok zor. Allah hanımcığımı başımdan eksik etmesin. Biz böyle her akşam müziğimizi dinliyoruz . Sobada çayımızı demliyor dışarda içiyoruz. Çok güzeldir buraların havası.
Evladım ev bulana kadar kalın burada bizede yaren olursunuz.
- Sağolun, dedi. Zeynep Esef Amca ile eşine sarıldı.
Kulübenin iki odası vardı. Küçüktü ama bir baza, dolap, masa vardı.
- Dedim ya evladım bazen yolları düşerse oğlanlara sizin gibi tanrı misafirlerine.

Geceyi kulübede geçirdik. Yol yorgunluğuyla derin bir uyku çektik. O kadar zinde uyanmıştık ki bol oksijen nedeniyle.

Öyle güzel çıra kokusu geliyordu ki... Sobanın üzerinde çay demlenmişti. Hatce Teyze kuru yufkadan tava böreği yapmıştı.

Birkaç gün sonra göreve başladık.

Aradan aylar geçmiş her hafta sonu sanki anne babamıza gider gibi gidiyorduk. Esef Amca ile Hatçe Teyze’nin yanına. Marketten alışveriş yapıp ihtiyaçlarını karşılıyorduk.

Onlar da evlatları gelmiş gibi mutlu oluyorlardı. Çay daha korna sesi duyulmadan
çoktan demlenmiş oluyordu.

Sevgi her yüreği iyileştirirmişti. Her kalbe şifa verirmiş. Dokunduğu her yeri güzelleştirirmiş.

O kulübeden huzur almışdık. Esef Amcalar da bizden görmedikleri evlat sevgisini almışlardı.


                         

Advert
Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER
İçimdeki / Gülçin Granit

İçimdeki / Gülçin Granit

25-06-2026 - ÖYKÜ

Peronlar Arasında / Nevin Bahtışen

Peronlar Arasında / Nevin Bahtışen

23-06-2026 - ÖYKÜ