BİR SİHİRLİ DEFTER HİKÂYESİ
Günlerden pazar, saat on iki idi. Çocuk yurdunun kapısından içeri girdi genç kadın, ziyaret defterine adını yazdırdıktan sonra, orada gönüllü olarak, ileride evlat edinmek istediği küçük kız çocuğunu beklemeye başladı.
Az sonra eteklerini tuta tuta biraz utangaç ama mutlu bir ifade ile yanına geldi küçük kız.
Kollarını açan genç kadın;
"Ben geldim" diyerek sevimli kız çocuğuna sımsıkı sarıldı.
"Hoşgeldin abla, bugün bana ne getirdin" dedi kocaman gözlerini iyice şirinlikle açan küçük kız çocuğu.
- Bugün sana bir defter, bir kalem ve boyalar getirdim ama öyle sıradan bir defter değil bu, sihirli bir defter.
- Sihirli bir defter mi? Vay canına! Yaşasın, çok merak ettim şimdi ben bu defteri.
“Hadi istersen Yurdun bahçede dolaşalım seninle, güzel bir yer bulalım kendimize, tut elimi tamam mı canım?" dedi genç kadın çocuğa.
Çocuk kadının elini sımsıkı tuttu, hoplaya zıplaya yürürken, bahçede sakin bir köşe arıyordu gözleri ile bir an önce o sihirli defterin sihrini görmek için.
Boş bankın birine oturdular.
Biraz sohbet ettiler.
"Nasıl geçti bir haftan bakalım" dedi kadın çocuğa...
"Oyun hamuru oynadık, sonra okula palyaço geldi, çok güldük hele ikide bir poposunun üstüne düşüyordu, çok komikti abla" diye kocaman bir kahkahayla anlatmaya devam etti.
"Biliyor musun abla, Ali beni itti, annem de kızdı ona, O da sonra özür diledi benden, barıştık" dedi.
Çocuk anne dediğinde içine bir şeyler çökmüştü genç kadının. Çünkü bu küçük kız çocuğu kimsesizler yurdunda kalıyordu orada da çocuklar bakıcılarına "anne" diyorlardı.
Onları bırakıp giden annelerinin özlemiyle, anne diyememenin acısı da onları vurmasın diye.
"Hadi abla, hadi çıkar çantandan şu sihirli defteri de sihrini göreyim" dedi küçük kız heyecanlı heyecanlı.
Kadın çantadan çıkardı defteri.
"Şimdi buna istediğin bir resmi yapabilirsin, hayallerini de çizebilirsin, sihrini de sonra söyleyeceğim" dedi o iri gözlü meraklı kız çocuğuna.
O da bir resim çizdi ve "şimdi bakabilirsin resmime abla" dedi.
Bir ağacın altında bir kız çocuğu resmi çizmisti küçük kız, kaşları kızgın ifadeli, bir de başka ağacın arkasında yarım bir kadın silüeti vardı saçlar diken diken.
Sordu genç kadın;
- Niye kızgın bu kız çocuğu?
- Çünkü annesi onu terketmiş, o da ondan ona kızgın, onu buraya bırakıp gittiği için.
- Peki saçları diken gibi kadın da kim?
- O kızın annesi, gizlice bırakmış, ‘geleceğim birazdan oyna sen burada’ diyerek oraya onu, sonra da gelmemiş. O cadı gibi çok kötü, ondan saçları dik.
Sonra ağlamaya başladı avaz avaz küçük kız, bağrına bastı genç kadın onu, saçlarını sevdi, kokladı çocuğun, çocuk birazdan sakinleşti.
- Bak şimdi buraya bir kapı çiziyorum. Ne zaman üzülürsen bu kapıyı aç ve söylemek istediklerini şöyle, içinde kalmasın.
Çocuk kendisi de bir kapı çizdi kadının çizdiği yere ve başladı ağlamaya;
"Niye beni terkettin anne, niye gittin baba, benim suçum ne? Geri dönün bir daha hiç yaramazlık yapmayacağım, söz veriyorum size" dedi.
Yine ağladı ağladı!
Yine onu sımsıkı sardı genç kadın.
Kadının onunla ilgilenmesiyle çocuk biraz sonra sakinleşti...
Kadın çocuğa döndü;
"Ne zaman biri seni üzerse, gel bu kapıyı aç söyle içindekileri kapıya, bu kapı seni hep dinler ve gizli hediyeler bırakır kalbine mutlu olman için...
Yani seni duyan biri var. O kapıya git, ne dilersen dile bir gün olur o dileklerin. Olmasa da daha güzelini ikram eder, yine senin iyiliğin için çünkü o dileklerin sahibidir, tamam mı canım?" dedi...
Çocuk mutlu oldu, artık onu dinleyen duyan biri vardı ne sihirli bir kapıydı bu.
Teşekkürler etti genç kadına, çok güzel bir hediyeydi bu.
Kadın gülümsedi;
"Unutma seni duyan biri var ve sen sakın umudunu kesme" dedi çocuğa, çocuk gülümsedi.
"Çok güzel sihirli bir deftermiş bu, mavi bulutlardaki hayaller kadar güzel" dedi.
"Abla bak şimdi buraya da seni çizdim, kapıya da söyledim; ‘ablam hep gelsin, sonra o benim annem olsun’ dedim. Kapı kabul eder mi dileğimi?" dedi.
Gözü yaşlarla dolu genç kadın;
"Kim bilir? Çok istersen belki de olur, o kapının sahibi çocukları daha da çok sever" dedi.
Aslında o da onu onu evlat edinmek istiyordu ve bunu duymak mutlu etmişti kadını...
Hepimizin bir kapısı olmalı, içine bütün öfkelerimizi, acılarımızı atıp kilitlerken, mutluluğa umuda dair açılacağına inanacağımız, sonsuzluğa açılan bir dua kapısı...
Yeterince istenildiğinde, ol emriyle ikram edilen ve olduran, olunca da şükrettiğimiz bir şükür kapısı...
Haydi; bir kapı da sizin için çizdim. Öfkelerinizi kilitleyip, umuda dair yepyeni bir kapı. Haydi şimdi siz dileyin ne dileğiniz varsa, bir amin de sizin avuçlarınıza düşer inşallah!



















