SELAMET LİMANI
Hüzün deryasında gam gemisiyle bu gönlüm seyru sefer eyler iken;
Gönlüme dedim ki, sürur limanına visal için vakit henüz erken.
Nuh'un gemisi seyreylerken azgın tufan deryasında selamet için;
İntizar eyledi Rabbin emrini, göğe suyunu tut demesi için.
Bir tufandır, isyankarlığın ruh dünyamızda estirdiği fırtına;
Gazaba düçar olmamak için, günahlardan etmeliyiz imtina.
Yükselince gazap suları, içine çekmek için habis ruhları;
Nuh’un kurtuluş gemisini inşa edip bindirmeli insanları.
Cudi'ye konmak için selamet yurduna sefer eylerken kurtuluş gemisi;
Okunmaz geride kalan inatçı inkarcıların düne dair esamesi.
Bir anlık gaflet, nefsin esiri etti kendine güvenen mağrur insanları;
Düşürdü isyanın cenderesine, maneviyattan uzak bunalan ruhları.
Sür kaptan selamet yurduna, belki ulaşır selamet limanına gemi;
Kurtulur helaktan,gazap deryasında gemideki inananların cemi.
Bakma ardına, yükselirken gazap suları helak için inkarcıları;
Bunaltır ruhunu dehşeti, kulakta çınlanan helakın son çığlıkları.
Bir hüzünlü dua yükselir gönülden, semasına doğru alemlerin Rabb'inin;
Yeniden İlahi helaka maruz kalmaması için gelecek tüm nesillerin.
Bir muştu canlanır zihinlerimizde, geleceğine dair erdemli toplumun;
Asırlar öncesinden haberini verdiği, erdem muştucusu son peygamberin.
