NEYİMİZ OLSUN
Hasbihâl etmeye geldik buraya,
Sofrada bizim de tuzumuz olsun.
Bize de şart oldu uymak töreye,
Derdi dillendiren sazımız olsun.
Yeter ki çağırsın, koşar geliriz,
Dost yolunda seve seve ölürüz.
Haramda bereket olmaz, biliriz.
Helalinden gelen azımız olsun.
Kıskançlık yapıp da gözü değmeyen,
İhtiyaç olunca yoktur demeyen,
Topal tavuğunu esirgemeyen,
Komşuya verecek kazımız olsun.
Göç edelim köye, bıktık şehirden.
Havasından eksik olmayan kirden.
Horozun sesiyle kalkalım erden.
Bir de koyun ile kuzumuz olsun.
Bu dünyada ne köşk ne yalımız var
Ne gülistanımız ne alımız var.
Kapıda bekleyen bir salımız var,
Maverâ yönünde hızımız olsun.
Secdeden gayrıya eğme başını.
Tövbeyle huzurda akıt yaşını.
Ol Nebî Uhut'ta verdi dişini.
İslâm için cihat tezimiz olsun.
Yine akşam oldu, ırak yolumuz,
Bir kasavet çöktü, kalkmaz kolumuz.
Mevlam affetmezse n'olur hâlimiz,
Gönülde en büyük sızımız olsun.
Karanlık çökünce bir hüzün başlar,
Garibin gözünden dökülür yaşlar.
İşiniz rastgele dostlar, gardaşlar.
Sizlere bir dua sözümüz olsun.
Makbuldür elbette sözün kısası,
Özünü harcadık, kaldı posası.
Neyleyim ki dolu keder kasası,
O da Yaradan'a nazımız olsun.
Nûrfânî'yim; gönül söyler, göz ağlar.
Kurur göz pınarı, gayri öz ağlar.
Kalbi kırık kullar gayet tez ağlar,
Defterde bir kara yazımız olsun.
***
