Karanfil / Ahmet Keskin

Ahmet Keskin -KARANFİL
Advert

ÖYKÜ - 09-05-2026 17:26

KARANFİL 

Yorgun adımlar ile geldi. Alnında tomur tomur ter, elinde beyaz bir mendil vardı. Terini usul usul kuruladı. 

–Üç yirmilik yaşı geride bıraktım. Ayaklarda mecal, dizlerde derman, gözlerde fer azaldı. 

Sırtını ağacın pütürlü gövdesine yasladı. Sırtında belli belirsiz bir acıma hissetti. Tam dayanmaktan vazgeçti. Kendini biraz çekti. Önündeki toprağa daldı gitti.

Toprak çimenliydi.

Çimen yemyeşildi. 

Yeşilliğin içinden bir papatya boy uzatıp, beyaza kesmişti. 

Papatyayı rüzgâr ekmişti. 

Suyunu bulut, umudunu güneş büyütmüştü.

Umut tohumdan dışa vurmuştu. 

Eğildi. Beyaz tacını, yeşil gövdesini süzdü. Yeşil gövdeden kırmızı bir karınca yürüyüp gelmiş, o taçtan diğerine dönüp duruyordu. Yanına bir kırmızı karınca daha geldi. İki tane oldular. 

Sonra bir tane daha.

Bir tane daha.

Bir tane daha.

Tam yedi tane oldular. O taçtan bu taça döndüler durdular.

“Fal mı bakıyor bunlar?” diye düşündü. 

Sonra: “Yedisi kardeş mi?”

“Kaçı erkek, kaçı dişi ki?” de karar kıldı. 

–Dördü erkek, üçü dişi. Dördü dişi, üçü erkekse her şekilde biri açıkta kalıyor. 

O bu tespiti yaparken yedi karınca ayrıldı oradan. Gözden kaydoldular. 

“Neye karar kılmış olabilirler?” diye düşündü. Az ötede bir papatya daha gördü. Ona yürüdü. Derken diğer papatyaya. Hepsinde yedi karınca dolandı. Gözden yitti.

–Bir anlamı var mı ki?

Sorusuyla başbaşa kaldı. Bir yanıt bulamadı. Bir ağaç dibindeki çimenlerin üzerine oturdu. Ayaklarını uzattı. Mendili dizlerinin üzerine bıraktı. Sol elindeki karanfili çimenlerin üstüne incitmekten korkarak usulca koydu. Mendili genişce serdi. Başını ağaca yasladı. Gözlerini kapadı. Sessizleşti.

Karşı ağacın dalına bir kuş kondu. Öttü, öttü. Uzun uzun öttü. Gözlerini araladı. Arandı. Onu incecik bir dal üzerinde buldu.

“Ötüşün acıdan mı, sevinçten mi?”diye seslendi. 

Kuş sustu.

Yanıtlamadı. Bir kaç dalda gezindikten sonra uçtu gitti.

O sağını solunu gözledi. Bakışları karanfilde dondu kaldı. İnce uzun sapı, kalabalık uçları kıvrık tacı ile oradaydı. 

–Çok severdi karanfili. Yakasında hep bir karanfil taşırdı. Yaz kış ihmal etmezdi. Bense ihmal ediyorum. Her gün gelip koyamıyorum toprağına. Ben de gidersem..

...

O uzaklaşırken tümsekli bir yığının üzerinde bırakılmış bir karanfil kaldı. Bilinmez, aynı kuş mudur görünmeyen dallar arasından ötüş yolluyordu.

***


Editör: Bilgi Şakar

Günün Diğer Haberleri