İŞGÜZAR ŞUBATLANIŞLAR
Durduk yere şubatlanmıyorum herhâlde;
Pısırık bu temmuzların hepsi!
Kaktüs, her mevsim kaktüs işte;
Rüzgâr her mevsim pejmürde!
Gözler ola ki köz ola da
Isıtmayı bilmeye!
Çok kumsallar yitirdim çok,
En çok albatros güldü hâlime,
Başım sinene düştüğünde!
Yanağında buz,
Kirpiğin var ki muhteris
Zemberekte titreyiş, yorgun yorgan;
Atlası ne de güzel öperiz!
Bu akşam Nisan merasimi var, dedi
İşgüzarın teki;
Yalanmış, biraz da dolan!
Taşralı bir şaire tuzak, dalavere, oyun!
Çıngırağına susturucu takmış bir yılan densizliği!
Anadolu kokan bu yürek nasıl sever safi,
Nasıl kabarır, âşık şairin yürek tozu bozkırda!
Belli ki daha önce,
Hiç tecrübe etmemiş.
Şubatlanmak ocak yandıktan sonra olur illaki,
Bir yangında alenen olur kül siperi,
Bunda kaç hikmet saklı acep,
Neylesem ki o idraksiz,
Bir nebze fark edememiş!
Neonlar dumura uğratmayagörsün bir kez kalbi!
Gerçek kıyametmiş, soluk meneviş...
Musalla ibretlik,
Eylüller kaçınılmaz,
Sürklasedir kibrin her nevi,
Fayda etmeyen niyaz...
Sev sen, yine de sev, geç denmeden vakte,
Şubatlanışımı, nisanî hâllerimi, temmuz düşlerimi!
Sevmelerde saklı, kelebeğimsi imtiyaz.
Oysa bende hâlâ,
Sema netamesiz,
Sayfalar origami,
Keman tiz!
Mavi yetim,
Mızrap ikircikte,
Sürgüde bekliyor filiz!
***
