GÖÇ YOLU VE GÖLGE ADALET
Memleketimin toprağı bereketli, havası serin, insanı vefalıydı bir zamanlar.
Bir dut ağacının altında huzurla otururduk, gölgesinde adalet konuşulurdu.
Fakat sonra…
Ne zaman ki liyakat sustu, ne zaman ki torpil konuşmaya başladı,
Kökleri sağlam sandığımız o dut ağacının dalları birer birer kurudu.
Köyler boşaldı önce, ardından kasabalar...
Gençler valizlerini alıp çıktılar yola, hayalleriyle birlikte.
Bir taraflarında umut, diğer taraflarında kırgınlık.
Çünkü bu topraklar artık onlara iş değil, gözyaşı sunuyordu.
Diploması elinde, alın teri yüreğinde olanlar;
Bir telefonla, bir akrabayla iş bulanların ardında eziliyordu.
İşe alım değil, eşe-dosta kıyak düzeni kurulmuştu.
Sınavlar vardı, ama kazananlar belliydi önceden.
Hakkıyla çalışanlar değil,soru çalanlar ve güçlüye yakın olanlar kazanıyordu.
Adalet, sadece mahkeme salonlarında değil,
İş ilanlarında da aranan bir kelime haline geldi.
Bir baba sabaha kadar çalıştı tarlada,
Oğlunu okuttu, yurtta kaldı çocuk yıllarca…
Ama gün geldi, oğlunun hakkı, bir başkasının cebine sıkıştırılmış bir kartvizitle kayboldu.
Bir annenin duaları gökyüzünde yankılanırken,
Bir başkasının “amcası müdür” cümlesi kapıları açtı ardına kadar.
Mazlumun alnındaki ter kurumadan çalındı umudu.
Geceleri aç yatan çocukların yerine,
Makamlarda şatafat içinde büyüyen torunlar alkışlandı.
Ve insanlar, gözünü kırpmadan suskun kaldı.
Göç edenler ardında yalnız evler bıraktı,
Kapanan dükkanlar, satılan traktörler, boş kalan sınıflar…
Sadece insan değil, ruh da terk etti bu memleketi.
Çünkü beceriksiz ellerde yönetilen bir memleket
Umut üretmez, yalnızca göç verir.
Biz istemez miydik bu toprakta doğup, bu toprakta doymayı?
Kendi evimizde onurluca yaşayıp çocuklarımızı büyütmeyi?
Ama sistem, kendine yakın olmayana nefes dahi çok gördü.
Ve biz, sustukça büyüdü haksızlıklar.
Bir memleket susarak yok olur,
Bir halk göz göre göre hakkından olur.
Şimdi her valiz bir isyan, her göç bir çığlık...
Birileri villalarda, birileri otogarlarda bekliyor.
Adaletin gölgesi bile düşmeyen bu topraklara,
Bir gün gerçek bahar gelir mi bilinmez.
Ama biz biliyoruz:
Mazlumun ahı yerde kalmaz.
Ve çürük temeller üzerinde hiçbir yapı ebediyen ayakta kalmaz.
Hayatı yalnızca bu dünyadan ibaret görenler,
Size sesleniyorum.
Kacışların fayda vermediği o çetin günde hesabınızı
Veremiyeceginizi bekliyorum...
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz.
