GECELER SARHOŞ ŞİMDİ
Ne günler geldi geçti
Ne şiirler süzüldü saçlarının tellerinden
Kaç gece yürüdü dolup taşan kül tabaklarının kıyısında
Kaç nefes tıkanıklığı
Kaç öksürük nöbeti
Kaç usturuplu küfür
Dişlerimizin arasında çiğnenmiş özlemlerin kekresi kaldı
Yörüngesini kaybetmiş yıldız patlamaları yüreğimizde
Dünyaları koysan da
Içimizde bir uzay boşluğu
Omuzumuza değen olmadı
Kendi göbeğini kesmiş birer cenin gibiydik ikimiz de
Asi birer kardelen
Her biri kendi toprağında karlar eriten
Kendi köklerini süren hiç bir ağaç uzanamaz bir başka ağacın köklerine
Her biri kendi özgürlüğünün tutsaklığını yaşar aynı hasret içinde
Her yazgı kendi kurbanını yaratır
Ve her cellat kendini öldürür özünde
Yalnız sevmek üzerine yazılmıştır bazı sevdalar
Hasret ki
O mağrur duruşun nişanesidir gözlerinin aynasında
Yol boylarını güzelleyen kan çiçeklerinin kızılı yanar bakışlarında uzakları yakın eden
Bir çoban kavalının geceyi sağaltan rengidir soluğunun kokusundan gökyüzüne uzanan
Yani kahretmiyorum aslında hiç bir şeye
Belki aşkın ispatıdır bu hasret
Belki önceki hayatların kefaretidir bu özlem
Belki senden sana bir yolculuk bu ömürlük zaman
Kim bilebilir
Geceler sarhoş şimdi
