Çiçeklerim / Gülsüm Kaçır

Yazan: Gülsüm Kaçır -ÇİÇEKLERİM
Advert

ÖYKÜ - 23-06-2025 13:54

ÇİÇEKLERİM

"GÖNÜL"

Her sabah olduğu gibi bu sabah da çiçeklerimin susadığını ve sabırsızlıkla beni beklediklerini düşünerek sarı çiçekli cam sürahiye çeşmeden soğuk suyu doldurup çiçeklerime doğru yürüyerek yüzümde kocaman gülümsemeyle “Günaydın benim güzel çiçeklerim!” diye seslenecek, selamlayıp sularını içirecektim. Evet, içirmek; çünkü topraktaki susayan köklerine can suyu vererek yeniden başlarını yukarıya kaldırıp rengarenk açan tomurcuklarıyla selamımı alacaklardı.

Tıpkı emekli olmadan önceki çocuklarım gibi, evet; “Çocuklarım" diyorum. Çünkü bir öğretmen için her öğrenci, bana göre canımdan bir parçammış gibi çocuğumdu. Mesleğimi yaparken her sabah sınıfta beni bekleyen çocuklarıma heyecanla ve sevinçle koşarken... İşte şimdi de yine aynı heyecan ve farklı bir sevinçle sabah kalktığımda ilk işim, yine beni bekleyen çiçeklerime koşmak oluyor. Çünkü artık çocuklarımın yerini çiçeklerim alıyor. Tabii manen... Yoksa Anadolu'nun her bir bölgesinde, köy-köy, ilçe-ilçe gezerek o kadar çok çocuk, o kadar çok anı biriktirmişliğim var ki onların yerine hiç bir şeyi koyamam. Ve onlar, bu günün büyükleri oldu. O küçücük gönüllerini sevgiyle; eğitime susayan beyinlerini bilgiyle sulamanın gururuyla anmak...

Dedim ya, emeklilik işte. Ama boş da duramazdım. Çünkü ömrümün en güzel, en verimli yıllarını, çok sevdiğim mesleğimi yaparak hiç bilmediğim yerlere, taa uzaklardan dumanı tüten, küçücük evleri olan köylerde, “Beni bekleyen onlarca yavru var.” diyerek yılmadan, yorulmadan geç kalmayayım diye hep adımlarımı daha hızlı atarak yetişmeyle geçirdim. Onların etrafımda koşturarak oyunlarına karışan cıvıl cıvıl seslerinin yerine de şimdi pencerenin önünde saksıdaki çiçeklerimin rengarenk açan tomurcuklarıyla neşemi pekiştirmeye çalışıyorum. Bir yandan çiçekleri sularken bir yandan da aklımdan geçmişin hatıraları küçük bir pınardan nehire doğru bazen coşkuyla, bazen de durgunca süzülüp kirpiklerimi de ıslatarak akıp gidiyor.

Kolay mı sanki, koskoca Anadolu'yu adım adım dolaşan ayaklarım, şimdi küçücük bir balkona sığmaya çalışıyor. Hele eli öpülesi analarımın, beni kendi kızlarıymış gibi bağırlarına basıp “Sakın yabancılık çekmeyesin, bizi de anan bil, he mi yavrum?” demelerini unutur muyum hiç? 

Evet, özlemle maziyi anarken ağzımdan kocaman bir "Of!” çıkıverdi. Ayağımın ıslanmasıyla… Kafamı yukarı kaldırdığımda saksıdan su taşıp ayağımı çoktan ıslatmıştı bile. Ben geçmişi yad ederken, farkında olmadan suyu taşırmıştım. Emekliliğimin daha altıncı ayındaydım ve alışmaya çalışıyordum.

"Ee Lale Öğretmen…” dedim kendi kendime; “Daha mesleğinin başında altı aylık öğretmenken de on beş tane çiçeğin vardı. O gün de böyle çiçeklerine bakıp ‘Daha nice çiçeklerim olacak.’ demiştin. İşte şimdi de aynı sözü tekrarlayıp ‘Daha nice çiçeklerim olacak ve bu balkonu çiçek bahçesine çevireceğim.’ “ diye içimden geçirerek yerlere akan suları siliyordum.

Sabahın erken saati kuşlar mahallenin sessizliğinden de faydalanarak şarkılarını söylüyor, çiçeklerim ve ben de dinliyorduk. Çiçeklerim çok mutlu görünüyorlardı. Belli ki kuşların şarkılarını çok beğenmişlerdi. Kim bilir, belki de istek parçası da isteyebilirlerdi. Henüz kelebekler çıkmamıştı, daha uyanmamışlardı sanırım. 

Eğilip çiçeklerimin kulağına fısıldadım. "Birazdan güneş doğacak ve kelebekler bizi ziyarete gelecekler.” diye. 

"Hadi bakalım, aranızda bir yarışa girin, en canlı rengin tomurcuğuna, en güzel kelebek konacakmış. Sakın bu fırsatı kaçırmayın.” diyerek uyarıda da bulunmayı ihmal etmedim. 

Ben çocuklarıma da çok tatlı yarışlar yaptırırdım. Hepside katılıp “Ben kazanacağım, ben kazanacağım!” diye birbirleriyle yarışırlardı. Hızlı okuma yarışması, güzel yazı yazma yarışması, kim daha hızlı koşabilir yarışması gibi bir sürü yarışmalar düzenleyip sonra kazanana da kaybedene de ödüller verip hep beraber eğlenirdik. Tabii, maksat eğlence olsun isterdim. Yoksa benim gözümde hepsi bir numaraydı çünkü. Tabii her öğretmen gibi ben de öğrencilerimin arasında asla ayrımcılık yapmadan hepsini de bir tanemmiş gibi çok seviyordum. Yine geçmişe gittim, gidiyorum. Demek ki alışma süreci zor olacak gibi...

Elimdeki ıslak bezi sıkarak çiçeklerime bakarken aralarında kuru yapraklar olduğunu fark edip  “O narin gövdelerini incitmemem gerekiyor.”düşüncesiyle ellerimi uzatıp birer birer kopararak alıp en iyi şekilde yapmam gerektiğinin bilinciyle işe koyulma vaktiydi.

***

TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE  KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...

Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz

Editör:Deniz İmre

Günün Diğer Haberleri