Buhara Mucizeleri / Lazizbek Raximov

Yazan: Lazizbek Raximov -BUHARA MUCİZELERİ
Advert

İNCELEME - ARAŞTIRMA - 08-12-2025 07:57

BUHARA MUCİZELERİ 

Nodir Devonbegi Topluluğu (Ansambl)

Tarih sayfalarına göz attığımızda, Buhara’da yalnızca ünlü âlimler, yazarlar, şairler ve filozoflar değil, aynı zamanda bilge girişimcilerin de yaşamış olduğuna tanık oluruz.

Tarihî kaynaklar, işte böyle keskin zekâlı insanlardan biri olan ve İmamkulihan’ın (1611–1642) sarayında maliye bakanı olarak görev yapmış, ülkede ticaret ile vergi toplama işlerini yönetmiş, vergi kayıtlarını düzenlemiş ve elçilerden fermanlar kabul etmiş Nodir Devonbegi hakkında aşağıdakileri anlatır.

Orta Çağ’da Buhara’nın ilim ve bilimin geliştiği bir merkez olarak itibarı daha da artar. Bu nedenle, dinî ve dünyevî bilgiler konusunda tecrübe alışverişi yapmak amacıyla Nodir Devonbegi Afganistan’a davet edilir. Son derece zeki ve bilgili olduğundan, onun ünü Hindistan’a kadar ulaşır ve o, Hintliler’e iki yıl boyunca ilim öğretir.

Bu hizmetlerinin karşılığında Hint hükümdarı, Nodir Devonbegi’ye son derece nadide ve değerli iki mücevherli şamdan hediye eder.

Vatanına dönerken Nodir Devonbegi Afganistan’a da uğrar. Bu eşsiz mücevherli şamdanları gören Afgan şahı, Nodirbek’e bu değerli taşları satmasını teklif eder, ancak o kabul etmez.

Nodirbek sevinç içinde Buhara’ya geri döner; hizmetlerini yüksek takdir bilan değerlendiren İmamkulihan, vezirine kendi kızını nikâhlamayı uygun görür.

O dönemde ticaret işleri son derece gelişmişti. Kervanlar Rusya, İran, Çin ve Hindistan’a gider, hatta Buhara üzerinden Batı Avrupa’ya kadar ulaşırdı. Buharalı ustalar tarafından yapılan, değerli taşlarla süslenmiş; altın ve gümüş kakmalarla bezeli kılıç, hançer, kalkan ve miğferler büyük ün kazanmıştı. Bu nedenle İmamkulihan’ın itibarı da oldukça artmıştı.

Onun döneminde büyük su yapıları inşa edildi, eskileri onarıldı. Tarım ürünlerinin yetiştirilmesi oldukça iyileşti. İmamkulihan devrinde cami ve medrese inşasına, ayrıca bilim ve sanat alanlarına da büyük önem verildi. Tarih tanıklık ediyor ki o, Medine şehrinde çorbağ (bahçeli saray) ve Kâbe’ye giriş kapılarından birinin eşiği için altın ve gümüş tutacaklı ahşap bir merdiven yaptırmıştır.

Nodir Devonbegi de bu hayırlı işlerin doğrudan katılımcılarından biri olarak halkın saygısını kazanmış kişilerden biriydi. Ancak veziri içten içe kemiren bir dert vardı; ne gece ne gündüz ona huzur vermezdi: onun çocuğu yoktu.

Bir gün sarayda pervonacının(Bakan) oğlunun düğünü büyük bir ihtişam ve gösterişle yapıldı. Diğer kadınlarla birlikte düğüne katılan Devonbegi’nin eşi, eve oldukça üzgün döndü ve kalbindeki hüznü Nodirbek’e döküp söyledi:

-  İşte, evleneli on yıl oluyor ama bir evladımız olmadı. Başkalarının öldükten sonra geride çocukları kalır, onların ışığını yakar. Peki biz? Ne dileğimize kavuştuk, ne de evlat gördük. Bunca mal mülk kimin için? Bizden sonra kim, ne kalacak?

Devonbegi’nin yüreğine tuz basılmış gibiydi. O gece sabaha kadar gözlerine uyku girmedi. Sabah olduğunda ise Afganistan’a yapacağı yolculuğun hazırlıklarına başladı.

Nodir Devonbegi’nin ilminden haberdar olan Afgan şahı, onu büyük bir saygı ve ihtiramla karşıladı. Nodirbek, şah’a şöyle dedi:

“Siz benden mücevherli şamdanı satın almak istemiştiniz. Artık razıyım.” 

Eşsiz ve değerli taş karşılığında Afgan şahı ona büyük miktarda altın verdi ve Nodirbek Buhara’ya geri döndü.

Kendi alanında önde gelen usta ve mimarları toplayarak, “Kökaldosh Medresesi” önünde bir havuz, honaqoh (tekke) ve medrese inşa edilmesini emretti. Böylece 1620 yılında havuz ve honaqoh (tekke) inşa edildi.

“Labi Hovuz” adıyla meşhur olan bu bölgedeki havuz, şehrin en büyük havuzlarından biri olup, 36 × 45,5 metre ölçülerinde olup 5 metre derinliğe sahiptir.

Şahruh arığı boyunca ilerlediğinizde, sol tarafta honaqoh (tekke), sağ tarafta ise 1622 yılında inşa edilen Nodir Devonbegi Medresesi yer alır. Bu iki yapı arasında ise bir havuz yapılmıştır. Medrese ve honaqoh orta büyüklükte ve sade biçimde inşa edilmiş olsa da, havuz, honaqoh(tekke) ve medrese, yani Labi Hovuz ansamblı bir arada olağanüstü bir ihtişam ve güzellik kazanır.

Medresenin girişinde, kapının üst ve yan kısımlarında, zarif mozaiklerle güneş’e doğru yükselen efsanevi Semurg kuşları ustalıkla tasvir edilmiştir.

Labi Hovuz ansamblı tamamlandığında henüz çiğ taze ot ve yapraklardan çekilmemişti. Güneşin miskin bir edayla doğmakta olduğu erken bir sabah vakti, Nodir Devonbegi eşini alıp gezintiye çıkar. İnşa ettirdiği binaları göstererek şöyle der:

- Sen bana, “Bizden sonra kim, ne kalacak?” demiştin. İşte, bizden sonra güzel bir isim ve bir benzeri olmayan, o mücevherli şamdanın değeriyle yapılan bu güzellik kalacak.

Aradan birkaç asrın geçmesine rağmen, girişimci ve ileri görüşlü insan Nodir Devonbegi’nin gayretiyle inşa edilen bu medrese hâlâ şehrimizin güzelliğine güzellik katmaktadır. Labi Hovuz, yaklaşık dört asırdır hem Buharalıların hem de şehre gelen gezgin ve misafirlerin dinlenip huzur bulduğu eşsiz bir mekân olarak hizmet vermektedir.

Muhammad Nodir Mirzo Toğay ibn Sultan – Nodir Devonbegi, Semerkant’ta da birçok hayırlı iş yapmış, çeşitli yapı ve binalar inşa ettirerek şehrin görkemine katkıda bulunmuştur. Bunlar arasında, şehrin 4 kilometre batısında yer alan Namozgoh binasını yaptırmış; 1632–1635 yılları arasında, şehrin 8 kilometre güneybatısında mimarlık sanatının incisi sayılan Şerdor Medresesi’ni inşa ettirmiştir.

Binaların taçkapısına (peştağ), Türkistan bölgesinin kaplana benzeyen aslanları ve geyikleri ustalıkla işlenmiştir.

Lazizbek Raximov

Buhara bölgesinde doğdu. Küçük yaşlarından itibaren dil ve edebiyata büyük ilgi duydu. Şiir, düz yazı ve çeviri ile uğraşmaktadır. 2020–2021 eğitim öğretim yılında Buhara Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesi’ne kabul edildi. Burayı en yüksek notlarla tamamladı ve şu anda Türkiye’nin Pamukkale Üniversitesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nde 100 % burs ile yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.

***

Editör: Deniz İmre

Günün Diğer Haberleri