YÜREĞİN ADIMLARI
Köyün dar, taş döşeli yollarına sabahın ilk ışıkları düşüyordu. Hava serin, kuş sesleri sessizliğe karışmıştı. Hacer Nine’nin bastonu taşlara her değdiğinde köyün uykusunu bölen ince bir “tık tık” sesi yankılanıyordu.
Yetmiş yedi yılın yorgunluğu ellerinde ama asıl ağırlık yüreğindeydi.
Bu yolları binlerce kez yürümüştü. Gençliğinde sevinçle koşar, tarlaya ekmek taşır, çocuklarının neşeli seslerini arkasından duyardı. Şimdi o seslerin yerini rüzgâr almıştı. Çocuklar şehirlerde, torunlar uzak diyarlarda... Evde yalnızlık, yürekte sızı...
“Ayaklar yorulur, dinlenir.” diye mırıldandı, “Ama yürek yorulunca nereye oturmalı?”
Köy meydanındaki asırlık çınarın altına oturdu. Elbisesinin cebinden solmuş bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta genç Mehmet gülümsüyordu, yanında da omzunda bebesiyle genç Hacer.
“Ah Mehmet!” dedi sessizce, “Sen gideli bu yürek hep yollarda kaldı.”
Mehmet on yıl önce, bir bahar sabahı tarladan dönerken ansızın yere yığılmıştı. O gün Hacer’in de bir yanı susmuştu. O günden sonra ne bahar aynı bahardı ne sabah aynı sabah.
Birden uzaktan bir ses duyuldu, "Hacer Nine!"
Küçük Ayşe koşarak geliyordu, elinde bir demet papatya, “Bak, sana çiçek topladım!” dedi neşeyle.
Hacer Nine’nin gözleri doldu. O an, papatyaların kokusu, çocuğun gülüşüyle birleşip kalbine dokundu, “Sağ ol yavrum.” dedi; eliyle Ayşe’nin saçlarını okşayarak “Bilirsin, bazen insan yürür de yürür, yorulduğunu anlamaz. Ta ki yüreği 'dur' deyip susana dek…” Ayşe anlamadı, ama gülümsedi. Hacer Nine ise içinden geçirdi:
“Evet… Yürek yorulur, ama bir çocuğun gülüşü, bir papatyanın kokusu yüreği yeniden yürütür.”
Ayağa kalktı, bastonuna dayanarak yavaş yavaş eve doğru yürüdü. Ayakları hâlâ onu taşıyordu. Ama bu kez yüreği, bir papatya demeti kadar hafifti.
Yaşlılık (Atasözü): “Ayakları yol yorar, yüreği ise dert yorar.”
Açıklama: Bu atasözü, bedenin yorgunluğunun geçici, ama yüreğin taşıdığı dertlerin kalıcı olduğunu anlatır.
***



















