SENİ SEVMİYORUM ARTIK
(La Bohemia)
Seni sevmiyorum artık
Eskide kaldı o çok sevmeler:
Aynı şarkıyı mırıldanıp,
Aynı roman sayfalarında ağladığımız günlerde.
Cebimizdeki son kuruşu gişesine bıraktığımız filmlerde,
Kitap fuarlarından aşırdığımız kitaplarda,
tel örgüler arasından izlediğimiz konserlerde.
Köprü altının, dumanı yağmur yüklü bulutlar olan çay içmelerinde;
burnumuzda zıplayıp dudaklarımızda eriyen,
Kirpiklerimizde taht kurup bizi izleyen, kar taneli mevsimlerde.
Seni hiç sevmiyorum artık.
Odamdan kovulan zavallı kitaplarım,
tuvalet yüklüklerinde şimdi.
Udu kemanı unuttum;
Dijital zımbırtıların sardı çünkü evi.
Krizlerin bile markaya, modaya uydu;
Araba, çanta, kürk “şop”ları oldu hastanelerin.
Dünya cennetlerini podyum ettin,
Katalog hayat sürmekti tek isteğin.
Eskidendi o çok sevmelerim.
Ülkümüz, el ele koşarak göğüslemekti geleceği.
Adım adım selamlayarak gezmiştik çünkü İzmir'i, Aydın’ı, Kocatepe’yi.
Hatırla, Bodrum'un eğik düzlem mendireğinde geçirdiğimiz geceyi:
Aziz Peter Kalesi arkamızda St. Jean Şövalyeleri
ve renk renk şarapları anforalarda;
Yıldız parıltılı lacivert bir geceydi,
Sabah ayağımız suda uyanmıştık;
Cebimde iki yengeç, bir midye kabuğu, Afrodit’i yanımda.
Dedim ya senin hâllerini sevmiyorum artık.
Senin olmayan saçlara dolanmanı,
koca koca siyah gözlüklerin ardına gizlenip;
yaşından, geçmişinden utanmanı.
En büyük ağıtlarını kiloların için yakıp
rulet masalarında cin toniğinle sızıp kalmalarını.
Bilmiyorum sanma, ben yükü sevda olan hayal gemileriyle sahilde gezinirken
senin yeniyetmelerdeki baklavalar peşinde sürüklendiğini.
Seni artık sevmiyorum!
O günler geri gelmeyecek ama
Ben hâlâ susam kokulu, bakışları yağmur yüklü;
ellerimin Colette, Karenina, Beauvoir, Esmeralda diye sayıklayıp,
gençlik rüyalarımın tek rengi, hülyalı kadınını arıyor,
hâlâ onu seviyorum.
***



















