NASIL GÜLEYİM
Hele biraz gül diyorsun da gardaş
Biz de gülecek hâl bırakmadılar
Yeni çağla uyuşmuyor benim baş
Üstünde siyah tel bırakmadılar
Kızlar artık ne şehirli ne köylü
Konuşmak bitti hanımlı beyli
Kozmetik suratlar çift kat boyalı
Utangaç tende al bırakmadılar
Çıraksız ustalar yaş olmuş yetmiş
Amele kalmadı herkes mühendis
Kazanmak peşinde gençler emeksiz
Alnı terleyen kul bırakmadılar
Yeni nesil dağda olmuyor çoban
Devletin teşviği olmuyor derman
Birkaç yaşlı köyde nöbetçi kalan
Ahırda davar mal bırakmadılar
Konuşulan mevzu evler arsalar
“Deli gibi aşığım” der sorsalar
Unutuldu o efsane sevdalar
Kitaplar yandı kül bırakmadılar
Gıdak demeden kesilmiş tavuklar
Elma cilalı çilek elma kadar
Bu hale arı ağlar çiçek ağlar
Kovanda gerçek bal bırakmadılar
Eğer Ankara'da varsa bir dayı
Yeğen tapusuz da diker villayı
Bulur parayı ektirir kafayı
Ülkede zengin kel bırakmadılar
Evcilik gibi iş oldu evlilik
Bahar başlayıp kış oldu evlilik
Hemen bıkılan düş oldu evlilik
Ömürlük tutan el bırakmadılar
Çalışmaya takatsiz gayrı dizim
Anamızı ağlattı Kapitalizm
Marka kölesi olmuş oğlum kızım
Yastık altında pul bırakmadılar
Halis'im gardaş beni/m nasıl güleyim
Biliyorsan söyle ben de bileyim
İçim ağlar ki dıştan da böyleyim
Gözüme başka yol bırakmadılar
***



















