İNCE SIZIM...
Loş bir odaya sığan onca anılar;
Yeniden canlandı tarihin tozlu raflarında...
Titreyen vucudum hâlâ yaşıyor gibi;
İliklerime kadar üşüyorum...
Ey! benim ruhumu darmadağın eden;
İnce sızım;
Yalnızlığın kor ateşiyle darlanan yüreğim;
Sanki hepinizde mi sözleştiniz bu gece...
Bu kadar kalabalık niye...
Fazla gürültü etmeden teker, teker gelin üzerime...
Gecenin demi ve ful çeken yalnızlığım;
Gözünü seveyim Sezen bir de sen;
Dokunmayın bu gece mümkünse bana...
Azat ettim yüreğimden bütün;
Hüzün kovan kuşlarını...
Kapattım dış dünyaya kalbimin ışıklarını...
Belki okursun bir gün ah be! Vefasız;
Yüreğimin sitemkar serzenişlerini...
Kırılgan bir kalbin son çırpınışlarını...
Vuslat-ı özleminin can acıtışlarını...
Okursun seni her şeye rağmen çok seven;
İkamet bildiğin yüreğimdeki yerini;
Hala vatanı bilen...
Bir kadının son çırpınışlarını...
Loş bir odaya sığan onca anılar...
Geceye düşen iki damla göz yaşı...
Yorgun bir kadın;
Yarım kalan bir şiir;
Mumun alevi;
Gece uzun;
Fonda Sezen;
Ruhumda sızı...
Belki başka baharlara kaldı...
Yeniden ayağa kalkışım...



















