İKİ ÇAY ARASI
Ay geceyi sararken,
Bir özlemle çökeyim kalbinin en tenha yerine.
Kendi kendine susup kalasın,
İnkâr edemeyecek kadar taşayım içine.
Adımların yavaşlasın,
Bensizlik eski bir hırka gibi çöksün üzerine.
Etrafındaki kalabalık silinsin birden,
Sadece benim sesim yankılansın derinlerinde.
Bakışların takılsın boş bir noktaya,
Geçmiş, ıslak bir gölge gibi otursun omuzlarına.
Gözlerin dolsun da akamasın,
Bir damla yaş bile teselli olamasın acına.
Pişmanlık bir zehir gibi dolaşsın kanında,
Beni arasın parmak uçların tam o an, yanı başında.
Oturup bir köşeye hıçkırmak istesen de,
Nefesin kesilsin adımı her fısıldadığında.
İşte aşkımız, tam da böyle kırgın bir mesafede,
Sen benim adımla boğulurken usulca,
Ben başka bir kadının boynunu öpeyim,
İki çay arasındaki o küçücük aralıkta.
***



















