ÇÖL İLE OKYANUS ARASINDA
Bir gün, bir proje vesilesiyle bu diyarlarda kalmıştım. Çölün kızıl sessizliği içimi sararken, hayatımın en sessiz ama aynı zamanda en güçlü anlarından birini yaşadım. Sessizlik vardı, ama yalnızlık yoktu. Çünkü yerin altındaki enerji, toprağın damarlarından süzülüp ruhuma ulaşıyor, bana görünmez bir dost gibi eşlik ediyordu.
Gökyüzü umutla parlıyordu… Mavinin berraklığı ufukta turuncuya, sonra kızılın en koyusuna karışıyordu. Bu manzara bana, sabırla susan toprağın aslında konuştuğunu gösterdi. Her çatlağında, her tanesinde bir hafıza, bir hikâye vardı. Bin yıllar boyunca esen rüzgârın, kayan kumların, ay ışığının ve yıldızların tanık olduğu sırlar, derinlerde gizlenmişti.
Batı Sahra’nın en dinç hâlini görmek insana farklı bir uyanış veriyor. Çünkü burası yalnızca bir çöl değil… Biraz ötesinde, sabrın ve suskunluğun karşıtı olan koca bir okyanus uzanıyor. Çölün dinginliği ile okyanusun coşkulu nefesi, yaşamın iki zıt ama tamamlayıcı yüzünü aynı topraklarda buluşturuyor.
O an anladım ki insan, bu coğrafyada kendi varlığını yeniden keşfeder. Çünkü çöl, insana sabrı ve içe dönüklüğü öğretir…
Okyanus ise sınır tanımayan özgürlüğü ve coşkuyu hatırlatır. İkisi arasında kalan bizler, hem sabretmeyi hem de kanatlanmayı öğreniriz.
Ve belki de gerçek hayat, tam da burada kızıl toprağın suskun enerjisi ile mavi ufkun umudu arasında, sessizlikle konuşan ama hiçbir zaman yalnız bırakmayan bu topraklarda saklıdır.
***
TRUVA YAYIN GRUBU YOUTUBE KANALIMIZA ABONE OLMAYI UNUTMAYIN...
Logoya tıklayıp Youtube kanalımızı ziyaret edebilir, abone olabilirsiniz



















