NASREDDİN / HÜSNÜ ARKAN
Daha önce birkaç eserini okumuş olduğum yazarın kalemini severim. Bir müzisyen olarak başarılı bulduğum kadar okumuş olduğum eserleriyle de müthiş bir bilgi birikimine sahip olduğunu gördüğümü söylemeliyim.
Bu eserinde bir taraftan Nasreddin'in yaşamı, ailesi, kıvrak zekâsını okuyup eğlenirken, bir taraftan da o döneme ait bilgilere rastlanılmakta. Dönem 1200'lü yıllardır ve Anadolu topraklarında Selçukluların, Moğolların cirit attığı, kanlı mücadelelerin, ihanetlerin, derin aşkların, esaretlerin yaşamın bir parçası olduğu zorlu dönemlerdir.
Nasreddin Akşar da (yani bugünkü adıyla Akşehir'de) bir gün Medrese Meydanı'nda Zati Bey' in medrese kapısına asılı cansız ve kanlı vücuduna rastlar. Ancak yerde de kanlı ve kenarı oyalı bir mendil bulur. Mendili alıp heybesine atar ve Zati Bey'in durumunu herkese anlatarak neden, niçin, kimin yaptığını sormaya, tartışmaya çalışır.
Bu konuda epey efor sarfetse de kimseden birşey öğrenemez. Sonunda bu problemi çözer ancak katile ve olaya çok şaşırır. Tabii okuyucu olarak ben de çok şaşırdım ve şok oldum. Keyif alarak okudum.
***



















