BİR KİTAP: CAM ÇOCUK / JODI PICOULT
OSTEOGENESIS IMPERFECTA ya da Ol. Kemiklerde kolayca kırılmaya neden olan genetik bir hastalık, bilinen adıyla Cam kemik hastalığı. Sadece düşme ya da bir yere çarpmayla değil hapşururken, ani bir hareketle, hatta uyurken dahi kırılıveren kemikler. Ve bu hastalıkla dünyaya gelen güzeller güzeli Willow.
Willow'un zorluklarla dolu hikâyesini sevgili Baran Ebru ile okuduk. Sohbetimiz bitmedi kitap boyunca. Acaba dedik hep, ben olsam ne yapardım, nasıl davranırdım? Bolca empati yaptığımız harika bir okuma oldu. Eşlik ettiğin için çok teşekkür ederim canım.
Charlotte, kızı Amelia ile yaşayan bekar bir anne. Sean ile tanışıp âşık olduklarında en büyük hayalleri bu güzel aşkı bir bebekle taçlandırmak. Uzun bir süreç sonrası kavuşurlar bu isteklerine. Başta her şey yolundadır. Charlotte en yakın arkadaşı Jinekolog Piper'in gözetiminde bebeğini kucağına almayı beklerken son kontroller bir tokat gibi çarpar yüzlerine.
Vücudunda 7 kırıkla doğar Willow. Ol Tip III hastasıdır. Sonrası ise müthiş bir mücadele. Her şeyi ile kızını korumaya çalışan, hayatını küçük kızına adayan bir anne, ailesini çok seven fakat maddi açıdan ne kadar çabalasa da yetemeyen bir baba, ergenlik çağında ve çok sevilmesine rağmen hep ikinci plana itilen bir abla.
Tüm bu mücadelenin ortasında geç teşhis konduğu ve kürtaj seçeneği sunulmadığı için "kusurlu doğum" sebebiyle Charlotte'nin en yakın dostu ve doktoru Piper'e açtığı bir dava.
Kitap boyunca hep aklımızda olan o soru: Erken teşhis konsa çocuğunuzdan vazgeçer miydiniz, her şeye rağmen onu dünyaya getirir miydiniz?
Her bölümde kahramanlarımız Willow'a sesleniyor, onunla konuşuyor. Anne ve babanın yaşadığı maddi-manevi sıkıntılar, Amelia'nın psikolojisi, Piper'in iç hesaplaşmaları. Birde avukatları Marin'in özel hayatında süregelen olaylar var ki başlı başına müthiş.
Yazardan okuduğum ikinci kitaptı ve yine çok sevdim. Öyle bir son bekliyor ki sizi inanılmaz. Kesinlikle tavsiyemdir, tanışın Willow ve ailesi ile.
“Birini seviyorsan adını farklı söylersin. O ad ağzının içinde güvendedir sanki.
Sevdiğin birini ameliyat yöntemiyle hayatından çıkarman pahalıya patlar. Kayıplar sadece mali değil duygusaldır da.
Belki origami sadece kağıtların katlanmasında değil yaşamın kendisinde de geçerli bir sanattır. Kendini ikiye katlarsın, sonra bunu yapmaya devam edersin ve... Bakmışsın ki önceki hâline benzemeyen bir şekil oluşturmuşsun.
Bazen öyle bir şey olur ki hayatınız bir daha hiç eski hâline dönmez.
Çok sevdiğin birini (İster süreç başlamışken ister devam ederken) acı çekmekten esirgemek cinayet midir, yoksa merhamet mi?



















