ZOR
Yine yağmur düştü güz yapraklarının ardına.
Ellerim korkak.
Rüzgâr, sen gibi sarmıyor üşüyen tenimi.
Tadı unutulmuş dem kokusu geliyor ıraklardan.
Yavaşça uzaklaşıyorum hayallerimden.
Ah be hasretlik,
Sonsuzluk senmişsin meğer!
Kuruyan gözyaşlarının dudaklarımda bıraktığı
Adını koyamadığım burukluk,
İçimin kendince dağlanması,
Utancımla savaşan mağrur duruşum.
Hepsi aynı bedende.
Ve
Bu beden hâlâ sende.
Kendime gönderdiğim yalancı mektuplarda,
Dudaklarına ait kelimeler arama çabalarım yoruldu.
Biliyor musun
Karanlık gülümsüyorum artık.
Zor.
Belki de kolayın ucuz kahramanlığı
İnandırcılığını teslim etti bilinmeze.
Anıların depremi,
Aynaların çaresizliğiyle harmanlaşıp
Her gün yeniden küçülen dev adam hikâyesi ile dillenirken
Kendimin bile ulaşamadığı derinlerimde
habersiz çığlıklar!
Çok bekledim.
Hep bekledim.
Kendime yazmak dürtüsü parmaklarıma titrek ışıklar bırakıyor son günlerde.
Bir isim arıyorum adanmış bahara.
Zor.
***
