YAZMA EYLEMİ ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
Yazmak eylemi her şeyden önce bir başkaldırıdır. Bu başkaldırı, müesses nizama olduğu kadar sizi kuşatan alışkanlıklara, yapılaradır. Size dayatılan var olan refaha, konfora isyandır. Evinizdeki ince temizliğin ötelenmesi, sabah kuşağı kadın programlarının bağımlılığından vazgeçilmesi gibi disiplinler içerir.
Birey evvelsiz ve sonrasız hayatın ara kesit yolcusudur. Her şey gözlerinin önünde gerçekleşir. Doğum ve ölüm arasındaki yaşam döngüsünde olan biten her şeye tanıktır. Tanıklığınızı ya kayda alacaksınız ya da umarsızlıkla akıp gitmesini aymazlıkla karşılayacaksınız. Yazmak; size armağan edilmiş ömrü kayda almaktır.
Yazmak, herhangi bir düzyazı türü (roman, öykü, deneme vb.) veya şiirle yolculuğa çıkmaktır. Heybenizde sözcükler, çıkınınızda birikmiş anı, gözlem zenginliği bu yolculuğunuzun lojistiğidir. Başlangıç sermayesi (okuma) yetmez; yol boyunca da onu gıdalandırmak, beslemek zorundasınız. Oksijensizlik, uzun ömrün önünde engeldir. Yaşam boyu öğrenmedir. Kendine olan saygıdır. Kendine de iyi gelen yeniden yeniden üretmedir. Üretimin salt kendisi ne ürettiğinizden de azade kadim bir iştir.
Kendini ifade etme biçimidir. Domates yetiştiren bahçıvan; taşa, çamura hayat veren yontucusun; farketmez, ürettiğin için saygın ve muhteremsin.
‘’sual eylen bizden evvel gelene / kim var idi biz bu elde yoğ iken’’ farkındalığıdır. ‘’Sesimi duyan var mı!’’ tınısıdır. İhtimal ki “halin nicedir” sorusuna bir yanıttır. Lineer zamanda sonsuza kadar iz bırakmadır. Senin karbon ayak izindir. Evvelden ve ahirden haberdar olmaktır. Şimdiki zamana hükümdar olmaktır.
Her insanın bir yol hikâyesi vardır. Duygularımızı açığa çıkartan bu hikâyedir. İnsanı müzeyyen kılan onun yol hikâyesidir. O hikâyeden hareketle ya nefretimiz tutuşur ya da sevgimiz tutkuya dönüşür. Filmleri, şiirleri, romanları niye severiz? Bize aitlikleri temsil yeteneği taşımasından ötürü. Düşsel kahramanlar inşa ederiz. Zihinsel dünyamızda onları emziririz. Ruhumuzu arındırıp terbiye ederiz. Daha sağlıklı birey, daha tahammüllü, barışık ve sosyal örüntülü toplum, okumuş yazmış bireyler üzerine inşa edilir ve inkişaf edebilir.
***
