Yaşar Nabi Nayır / Neşe Kazan

Hazırlayan: Neşe Kazan -YAŞAR NABİ NAYIR
Advert

BİYOGRAFİ - 15-03-2026 17:46

YAŞAR NABİ NAYIR
25.12.1908 – 15.03.1981

Üsküp’ün dar, taş döşeli sokakları serin bahar coşkusunu yaşarken takvimler 1913 yılını gösteriyordu. Güneş, minarelerin gölgesini uzatmaya başlamıştı. Beş yaşındaki Yaşar Nabi, annesinin elinden tutmuş, mahalle mektebine doğru ayaklarını sektirerek yol alıyordu.

Mutluydu; yokluğun ablukasında yaşayan, babalarını yeni kaybetmiş bir ailenin en küçük oğluydu. Okula gitmeliydi. Annesi için bu süreç ne kadar zor, mecburiyetler ne kadar belini bükse de o adımı atmak zorundaydı. Çocuk kalbinin derinliklerinde hem korku hem de tuhaf bir merak taşıyordu; kaderi âdeta o küçük adımlarla birlikte şekillenmeye başlamıştı.

Mektebin kapısından girdiklerinde loş, toprak kokan bir oda; yerde dizilmiş rahleler, duvarlarda Kur’an levhaları havayı ağırlaştırıyor, çocukta duygu karmaşasına yol açıyordu. Hoca; sarığı dimdik, sakalı göğsüne inen yaşlı bir adamdı. Gözleri, yılların biriktirdiği hikmetle doluydu ama aynı zamanda, disiplinin soğuk parıltısıyla doluydu.

O parıltı, içinden geçen keskin bir kış rüzgârının yansıması gibiydi ne sıcaklık taşır ne de yumuşaklık; sadece berrak, acımasız bir netlik yayardı etrafa.

Yaşar Nabi’yi görür görmez, sesi yankılandı odada: “Gel bakalım yavru, diz çök önüme.” Çocuk, titreyen dizlerle yere çöktü. Hoca rahlenin arkasından ağır hareketlerle eğilip avucunu açtırdı. Kamış kalemini mürekkebe batırıp küçük pembe elin içine yazmaya başladı.

“Bismillahirrahmanirrahim…” Her harf, çocuğun avucuna kazınıyordu; tenine değen kalemin ucu hem acıtıyor hem de garip bir sıcaklık veriyordu. Yaşar Nabi’nin gözleri faltaşı gibi açılmıştı; dünya, o anda sadece bu avuç içiyle sınırlıydı sanki. Kalbinin atışlarını duyuyordu; adlandıramadığı bir duygu seline karşı, “Korkma!” diye fısıldıyordu içindeki ses. Hoca yazmayı bitirdiğinde dudaklarında hafif bir tebessüm belirdi. Cebinden çıkardığı küçük bir kâğıt parçasını şekerle doldurdu, avucundaki yazının üzerine serpti.

Beyaz kristaller, siyah mürekkebin üzerine kondu; bir anda hem tatlı hem de korkutucu bir görüntü oluştu. “Şimdi yala” dedi hoca, sesi hem emredici hem de şefkatli. “Tadı diline sinince, Allah’ın adı da kalbine siner.” Yaşar Nabi tereddüt etmedi. Dilini uzattı; önce tuzlu-mürekkep karışımı, sonra şekerin yumuşaklığı… Tat, ağzında erirken gözlerinden bir damla yaş süzüldü; acıdan mı mutluluktan mı yoksa geleceğin ağırlığından mı kimse bilemezdi. O anda, beş yaşındaki çocuk, hayatının ilk dersini alıyordu: Bilgi, hem acı hem tatlı olabilirdi; hem diz çöktürür hem de şahlandırırdı.

Avuç içindeki o Besmele, yıllar sonra Varlık Dergisi’nin sayfalarında edebiyatın tozlu yollarında yankılanacaktı. Küçük Yaşar Nabi, o anda bunu bilemese de kaderi, o şekerli mürekkeple yazılmıştı. 

HAYATI

Yaşar Nabi Nayır, 25 Aralık 1908’de Üsküp’te doğdu. Babasını küçük yaşta kaybetti, annesiyle birlikte Balkan Savaşı yıllarında İstanbul ile Üsküp arasında gidip geldi. 1924’te ailesiyle İstanbul’a yerleşti. Galatasaray Lisesi’ni 1929’da bitirdikten sonra bir süre bankacılık yaptı. Daha sonra yayıncılığa yöneldi; Varlık Dergisi’ni ve yayınevini kurdu, ömrünün büyük kısmını bu işle geçirdi. PEN Yazarlar Derneği Türkiye başkanlığını da uzun yıllar sürdürdü. İlk evliliğini Saadet Hanım'la ikinci evliliğini 1947’de Belma Hanım'la yaptı.

Bu evlilikten Ekin ve Filiz (Filiz Nayır Deniztekin) adında iki kızı oldu. Filiz, daha sonra çevirmenlik yaptı ve babasının dergi çalışmalarını devraldı. Yaşar Nabi Nayır, edebiyat ve yayıncılık dünyasında aktifken 15 Mart 1981’de İstanbul’da mide kanaması nedeniyle 72 yaşında hayatını kaybetti.

ESERLERİ

Şiir: Yedi Meşale (ortak kitap, 1928) Kahramanlar (1929) Onar Mısra (1932) Kahramanlar (1970, ilk iki kitaba "Mesafeler" adlı bölümün eklenmesiyle)

Roman: Bir Kadın Söylüyor (1931) Âdem ile Havva (1932)
Öykü: Bu da Bir Hikâyedir (1935) Sevi Çıkmazı (1935)

Oyun: Mete (1933) İnkılap Çocukları (1933) Beş Devir (1933) Köyün Namusu (1933)

İnceleme – Deneme: Balkanlar ve Türklük (1936) Edebiyatımızın Bugünkü Meseleleri (1937) Nereye Gidiyoruz (1948) Yıllar Boyunca (1959) Atatürkçülük Nedir (1963) Atatürk Yolu (1966) Edebiyat Dünyamız (1971) Değişen Dünyamız (1973) Çağımıza Ters Düşenler (1975) Dost Mektupları

Biyografi: Ahmet Haşim (1952) Ömer Seyfettin (1952) Tevfik Fikret (1952) Homeros (1952) Moliere (1953)

Ödülleri
1979 Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü (Türk edebiyatına büyük katkıları nedeniyle)

NELER SÖYLEDİLER

Attilâ İlhan: Yaşar Nabi’yi Türk edebiyatının "tek kişilik akademisi" olarak nitelendirmiş ve onun genç yazarlara açtığı kapıların önemini vurgulamıştır.

Cevdet Kudret: Yedi Meşale günlerinden yol arkadaşı Yaşar Nabi’nin edebiyatımıza olan sarsılmaz sadakatinden bahsetmiş; onun "edebiyatın görünmez kahramanı" olduğunu ifade etmiştir.

Doğan Hızlan: Onun için "Türk Edebiyatının Genel Yayın Yönetmeni" tabirini kullanmıştır. Hızlan; Yaşar Nabi'nin, sadece bir dergi çıkarmadığını, aynı zamanda bir kuşağın okuma kültürünü şekillendirdiğini belirtmiştir.

Haldun Taner: Yaşar Nabi’nin disiplinini ve edebiyata olan rasyonel yaklaşımını övmüş, onun Varlık Dergisi’ni âdeta bir "edebiyat laboratuvarı" gibi yönettiğine dikkat çekmiş, birçok yazara yol açtığını söylemiştir.

Oktay Akbal: "Varlık demek Yaşar Nabi demektir" diyerek onun isminin Türk yayıncılık tarihiyle nasıl özdeşleştiğini dile getirmiştir.

Vedat Günyol: Yaşar Nabi’nin kültür hayatımıza vurduğu mührün büyüklüğünden bahsederek onun birleştirici gücünü ve yenilikçi tavrını vurgulamıştır.

Melih Cevdet Anday: Türk edebiyatında pek çok genç yazarı ilk yayımlayan kişi olduğunu vurgularken onu, “edebiyatın sessiz kurucularından biri” olarak niteledi.

Oktay Rifat: Yaşar Nabi’nin yalnızca yazmadığını, yazar yetiştirdiğini, Varlık’ın Türk edebiyatının belleği olduğunu ifade etti.

Behçet Necatigil: Onu “edebiyatımıza yön veren bir yayıncı” olarak tanımlarken pek çok yazarın ilk adımını onun sayesinde attığını vurguladı.

Azra Erhat: Yaşar Nabi’nin Türkiye’de dünya edebiyatının tanınmasında büyük rol oynadığını söyledi. Çeviri ve yayıncılık konusundaki vizyonuna dikkat çekti.

Cevat Fehmi Başkut: Türk tiyatrosuna da katkı sağladığını, disiplinli bir yayıncı olduğunu vurguladı.

Talip Apaydın: Köy edebiyatı yazarlarının da Varlık sayesinde görünür olduğunu belirttikten sonra Anadolu’dan çıkan yazarlara kapı açtığını söyledi.


KAYNAKÇA
•  https://tr.wikipedia.org/wiki/Yaşar_Nabi_Nayır
•  https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/yasar-nabi-nayir
•  https://www.varlik.com.tr/yasarNabi.aspx
•  https://www.biyografiler.com/kimdir/yasar-nabi-nayir
•  https://www.bkmkitap.com/blog/yasar-nabi-nayir
•  https://www.turkedebiyati.org/yasar-nabi-nayir
•  https://www.sonersadikoglu.com/yasar-nabi-nayir.html

***
Editör: Nüzhet Ünlüer

Günün Diğer Haberleri