WASSILY KANDINSKY
Modern soyut sanatın babası kabul edilen Wassily Kandinsky, resim dünyasında sadece görselliği değil; felsefeyi, bilimi ve müziği de kökten değiştirmiş bir deha.
Onun tablolarına baktığımızda sadece renkler ve çizgiler görürüz ama arkasında bambaşka bir dünya yatar.
İşte Kandinsky’nin resimleri hakkında zihninizi açacak en ilginç gerçekler:
Renkleri "duyabiliyor", sesleri "görebiliyordu". (Sinestezi)
Kandinsky bir “sinestet” idi. Yani duyuları birbirine bağlıydı. Bir konsere gittiğinde notaları havada uçuşan renkler ve çizgiler olarak görüyor; eline fırçayı alıp boyaları karıştırdığında ise kulaklarında adeta bir senfoni çalıyordu.
-Onun dünyasında mavi, bir çello veya bas flütün derin sesini; sarı, tiz bir trompeti; yeşil ise kemanın sakin tonlarını temsil ediyordu.
-Bu yüzden en ünlü eserlerine "Kompozisyon" veya "Doğaçlama" gibi tamamen müzikal isimler vermiştir.
-Sarı-Kırmızı-Mavi
Kandinsky bir gün alacakaranlıkta atölyesine girdiğinde, duvara dayanmış ve ne olduğu belirsiz ama inanılmaz derecede büyüleyici ve parıldayan bir tablo gördü. Tablonun figürsüz güzelliği karşısında büyülenmişti. Yakından baktığında ise bunun kendi yaptığı manzara resimlerinden biri olduğunu ve ters durduğunu fark etti! O an, resmin gücünün "nesneleri taklit etmekten" değil, renklerin ve formların kendi saf enerjisinden geldiğini anladı. Bu anı, soyut sanatın miladı oldu.
Kandinsky’nin en karmaşık ve devasa eserlerinden biri olan Kompozisyon VII, ilk bakışta rastgele saçılmış bir renk patlaması gibi görünebilir. Sanatçı bu resmi kafasında kurmak, eskizlerini hazırlamak ve felsefesini oturtmak için tam 5 ay harcadı. Ancak zihninde her şey netleştiğinde, tuvalin başına geçip bu devasa ve yoğun eseri sadece üç günde tamamladı.
Kandinsky tamamen soyut döneme geçmeden hemen önce (1910-1913 arası), resimlerine gizli semboller yerleştiriyordu. İlk bakışta sadece renk cümbüşü gibi görünen tablolara dikkatli bakıldığında; Nuh'un Tufanı, kıyamet atlıları, kaleler ve büyük yıkımlar fark edilir. Sanatçı, eski dünyanın yıkılıp yerine ruhani, yepyeni bir dünyanın kurulacağına inanıyordu ve resimlerinde bu "büyük dönüşümü" simgeliyordu.
Kandinsky'nin Sanat Manifestosu: "Renk klavyedir, gözler çekiçler, ruh ise çok telli bir piyano. Sanatçı, ruhu titreşime geçirmek için şu veya bu tuşa basan eldir."
Kandinsky'nin resimlerine bakarken onları anlamaya veya "Burada bir eve benziyor." diye bir nesne aramaya çalışmamak gerekir. Tıpkı sözsüz bir enstrümantal müzik dinler gibi, sadece renklerin sizde uyandırdığı hisse odaklanmak onun sanatının gerçek anahtarıdır.
