VERİMLİ YANMALAR
Ayak izinde izi var, hasretimin
Ve ben sıcak mevsimlerin birinde,
Senin yanında öğrendim,
Yeterince yetinmeyi bilmediğimi.
Sen yetinmeyi öğret ki ben de sana
Soylu bir sevdanın,
Dikte edeyim, şatafatlı inceliklerini.
Öğrenmenin verdiği o dinginlikle.
Ve artık iyice biliyorum, varla yok arasını;
Bu yüzdendir ki
Kesinliğin de muhteşem,
Kesin olmayışın da.
Benim yanımdayken
Yanım yörem ağlar, hıçkıra hıçkıra;
Kesin olsan da olmasan da
Birazcık merhamet!
Ha bir de,
Göz hakkım olan gülüşünü versen mi artık acaba!
Yoksa kadirşinas perilerin sonu felaket!
Sonra, tam da sonra…
Son çay, son sigara, uyku; dilimlik.
Ben bir çiçeğin yaprağında uyuyayım,
Sen eleğimsağma dizelerimde.
Sonu olmayan sen, dirimlik;
Sonu olmayan rüyalarda,
Şarkı da garbı da bütüncül sen dolu
Bir sonsuz memleket.
Uyanınca uzamlar konuşuyor, tavanda gölge gölge.
Ne işimiz var, bilmiyorum,
Kapkara deliklerde.
Sen sağ, ben imkansız selamet.
Bir çiçek tarlasında,
Papatya veya lale olabilir.
İçinde birazcık bir nedamet,
Birazcık da boynuma doladığın keman telinde,
Notasal bir duyuş açısıyla,
Alımlı bir ezgi oluyor, ağzından dökülen her kelime .
Şimdi, tam da şimdi, şu anda,
Sen her dilde gül;
Ben Türkçe ağıtlaşayım kocaman, sen harla.
Ardına katılayım, gülüşler sızdıran kelimelerin,
Şimali de cenubu da sesinle dolu hitabet;
Sen boş demezsin, ben boşuna sevmem.
Boşluktan benim düzlemime
Bir çiçeğin kökü,
Gölgesiyle yansımaktadır madem;
Bir çiçek ki budağının yönü vehim, ikilem:
Gelsen savrulacağım, gitsen savrulacağım; gülsen dünyayı savuracağım.
Ne git ne de gel!
Öylece, orada dur.
Zamansal çevrim, kevgirsel çekim, kuramsal devinim...
Ve sen gül, açan çehrenle…
En iyisi mi gül!
Selam, ey ummalar içindeki serpilişim!
Son tahlilde…
Kaçınılmaz bir sondur, kor döken yoksunluk.
Sonsuzluğu sonuma,
Alevli bir şırıngayla zerk et!
Sevdada soyluluk talep eden için
Bin verimli yanmalarıma, bin bereket.
***
