UNUTULMUŞLUĞUN YAŞI DAMLIYOR ARDIMDAN
belkide her şey,
suskunun elinden tutmuş, yürüyordu,
eteklerim yaş,
süpürüyorum yılların tozunu.
elimden düşürüyorum,
kara zindan acımı,
kırk yıllık fincan,
acılarım gibi tuz biber sepeliyor,
belkide sadece,
suskunun ipini çekiyor,
ben o ipin ucunda,
sallanıyorum.
bir insan kaç defa ölür,
kaç defa sallanır,
küçücük bir kız çocuğu gibi
bir ninninin elinden tutup?
unutulmuşluğun yaşı
damlıyor
ardımdan,
ardından.
***
