UMUDUM KASKETİMDE
Kurnazca bir dengesi var yazgının.
Kavuşmaların özünde sürüncemeler,
Maçoluksa ayrılığın.
Kaptan Nemo'nun güve yemiş üniforması
Dipteyim milyar çarpı yirmi bin fersah.
Ermiş derviş külahı sedirde;
Hissedar olmak için muhteşem yüreğine,
Müddetsiz sancı dağıtmakta Kadı Agâh.
Üç büklüm olmuş söz
Kıran giresi hüsran…
Beşik verandada rüzgâr beklemekte.
Gece yine mi yine hülleci; ay az.
Üç kez boş ol hicran!
İki santim daha dondurunca ayaz,
Mucizevi,
Bitecek bu naz.
Kazara zıplıyor kurbağalar
Ben kazara yanmadım üstelik,
Bilaistisna bu sevda.
Krizantem demeti
Cehennemin dibinde keşmekeşlik,
Gamzelerin lazım bana.
Daüssılamsın;
Bilekte, neşter künye ışıltısı.
Sıtmaya uğrak yapraklar serip tahta döşemeye
Vuslat çizmekte ,
Pencereden uçup gitmiş hayaller;
Babacan kozalarla...
Ötede çergi ve çengi..
Harmoni akıtan yalak...
Çapaçul çerçi...
Matruş yüzüm…
Bu yüzden bıçak açmaz ağzı.
Kadran boş:
Beklenti; gülüşünle dolmak.
İşini bilse yüreğin
Ayniyet üzre,
Dikeni görmez gözlerin.
Kasketimi indiriyorum yürürken
Böylece siyahım, apak.
Dürülmüş okyanuslar önümde
Deri çizmeler; topuğu kırık...
Çaresiz yerinde saymakta ayak..
Bana sis kafilesi,
Pas rengi evhamlar değil;
Biraz ecinni,
Münbit bir umut bırak!
