SUSTUKÇA
Sustukça birikiyor insan kendi içinde,
Sustukça büyüyor mesafeler.
Sustukça karanlıklar,
Sustukça daha çok kanıyor insan.
Kimlikleri farklı, belki bir sokak ötesinin kaderini yaşıyor, çoğu insan;
Herkes için sıradan,
Yalnız kendine ait sızılar içinde.
Kalabalıklar içinde aradığımız resim farklı olsa da
Herkes aynı hüznün içinde yüzüyor.
Yani iki gözüm,
Yani en çok kendinden yaralım,
Yani düştüğü gökyüzünün mavisini beğenmeyen kanatlım,
Yani kederlim;
Dudağının kenarında sönmeye yüz tutmuş sigaranın kabahati değil o sızı.
Gözlerini uzaklara düşüren o bakış, yüreğinin her şeyden çok alıştığı o hasretlerden kalma.
İçinde susturduğun çocuğun hıçkırıkları, şimdi dağ deviren depremler!
Baharına hüzün sarısı eylüller çalan o fırça,
İçini yakan o soğuk nefes, sana senden önce yazılmış.
Satmışım anasını, atasını...
Satmışım kralını, bit pazarında.
Nefesime kan kırmızı öksürük nöbetleri eken kim varsa
Topunuzun canı cehenneme!
Acılarım ki
En büyük mutluluğum
Ve en büyük sermayemdir,
Dağ gibi büyüttüğüm kahır.
Dudağımın kenarında düşmeyen o gülümseme var ya
İşte o, yeter bana!
***
Editör: Hamdiye Özer Okudan
