"SUS" DEDİLER
Kendimi bildim bileli susmayı, sabretmeyi öğretiler:
Çocuk oldum, "Sen çocuksun, sus!" dediler.
Ergen oldum, "Kızlar her şeye karışmaz." dediler.
Genç kız oldum, "Edebini bil, sus!" dediler.
Kadın oldum, "Geçinmeye gözün varsa kırıp, dizini susup oturacaksın." dediler.
Eşimle anlaşamıyorum dedim.
"Sabret, sus!" dediler.
Sabredemedim, ayrıldım, "Genç kadınsın, laf söz olur; yalnız yaşayamazsın." dediler.
Haksızlığa tahammül edemedim; "Herkesi savunmak sana mı kaldı, sus!" dediler.
Haksızlığa uğradım, "Paran varsa hakkını ararız, paran yoksa sus!" dediler.
Büyük makam sahibinin huzuruna çıkmak istedim. "Makam sahibi yerinde yok, bugün git, yarın gel." dediler.
Yaralandım, örselendim; “Bilerek yapılmadı, sus!" dediler.
Sustuğum tüm haksızlıkları, olumsuzlukları imtihandır dedim, sustum.
"Söz gümüşse sükût altındır." dedim, sustum.
Dilim sustu, susturuldu; ama yüreğim avaz avaz bağırıyor. Sessiz çığlıklarımı bir gün bağırarak duyuracağım gün de gelecek elbet!
