ANLATAMADIM HÂLÂ
Şöyle bir seyrettim âlemi,
Hayatın renklerine aşık oldum.
Çözmek istedim renklerini, doğanın dilini anlamak istedim,
Dedim, kim bilir şairler ne şiirler yazar benim gözümle görse.
Şair olasım geldi, nasıl isterdim yazılmamış şiirler yazayım.
Kalem tutsa elim, dilim çözülmez,
Gönül hânemde virane gezinirim.
Ne zaman doğayı, hayatı dinlesem yüreğim şiir olur,
Dökemem ne kâğıda ne kaleme.
Bilmem bunca ihtişama, bu güzel hayata kim albenisiyle, aşkla bakmaz?
Ey yüreğim hiç mi için titremez,
Şu bezenmiş binbir güzelliğin karşısında nedir bu dili sükût?
Gökyüzünde yıldızlar raks ederken hiç mi gönlünden bir heyecan, bir sevda duymazsın!
Şairler ne şiirler yazardı dedim usta, yaban...
Ne kalemi tutacak mecalim var ne de dilimde lügatım yeterli.
Şair olmak kolay mı, hangi lügatta arasam ayla yıldızların hasreti dökülür gözlerinden.
Yere düşen her damla gökyüzünün gözyaşıdır.
Bazen özlem taşar yüreklerine sanırsın gök gürültüsü!
Belki şiir yazamasam da sayfalara iki damla gözyaşım düşse yıldızlar şiir diye okur.
Ben yorgun, gökyüzü yorgun, hayat yorgun!
Şiir yazsam o da yorgun düşer yüreğimin sesinden.
Eyleme diline, kalemini rahat bırak, herkes bir âlemde sükût.
Taşlar çatlayacak topraklar gibi.
Duydunuz dağların yıkılış sesini!
Ne olurdu ben de şairler gibi şiirler, ağıtlar yazsaydım!
***
