SONSUZLUĞA VARIŞ
İçimi daraltan “tık, tık” ürkütücü ayak seslerinin hakim olduğu ölümü fısıldayan bitmek bilmeyen uzunca bir yol sanki hastane koridorları. İtinayla kontrol edip kapı numaralarını, usulca girdim içeri. Sağda, solda hemen hemen hepsi aynı yaşlarda, beyaz örtüler içinde inleyen solgun nur yüzlü ölümün yolunu gözleyen o aciz bedenlere doğru yöneldiğimde, adeta dizlerimin bağı çözülmüş öylece kalakalmıştım.
Fersiz gözlerinde hiç bir yaşama arzusu kalmamış , çatlamış dudaklarında sadece "Allah" diye titreyen iniltiler vardı. Onca yaşama arzusuyla binbir çeşit ilaçtan bitkiden dua dua şifa arayan insan neden birden hayatından sevdiklerinden mal mülkünden vazgeçip de, ölümün yolunu gözler sizce? Ne zaman ki, insan elden ayaktan kesilir birilerine muhtaç duruma düşerse bir yatağa, bir odaya mahkum olup en acısıda sevdiklerinin gözünde hor hakir kalırsa, her şeyden vazgeçip sadece ölümü özler bekler.
