Sivrisinek / Tuncay Dağlı

Yazan: Tuncay Dağlı -SİVRİSİNEK
Advert

ÖYKÜ - 31-01-2026 23:49

SİVRİSİNEK

Saat gecenin üçü müydü dördü müydü, tam olarak bilmiyorum. Aslında genelde zamanı tahmin etme konusunda iyiyimdir ama bu defa sinirlerim fena hâlde bozulduğu için bilemedim. Zaten bilsem de ne olacak sanki? Uykum kaçtı kaçacağı kadar.

Dışarısı soğuk. İçeride kalorifer yanıyor. Ben sweat üzerine bir de eşofman giyip kapüşonunu da başıma geçirmişim. Geceleri nedense baş tarafımdan bir yerlerden soğuk hava geliyor.

Sanırım o sırada sıcak bastığı için kapüşonu başımdan arka tarafa kaydırmışım. İşte ne olduysa o zaman oldu. Bozuk zurna gibi mi desem devamlı çalan bir alarm mı yoksa sadece vızıltı mı bilmiyorum ama sol kulağımın dibinde ötüp duruyor.

Uyku hâliyle şap diye bir tane indirdim kulağıma, tutturamadım. Fakat tokadın şiddetiyle kulağım çınlamaya başladı. Ovaladım, biraz azalır gibi oldu.

Fakat vızıltı sesi uzaktan uzağa gelmeye devam ediyor. Bekliyorum ki yeniden yaklaşsın da hesabını göreyim ama gelmiyor namussuz.

Sağıma döndüm olmadı soluma döndüm olmadı... Bu defa da uykum kaçtı. Uyuyamıyorum. Kulağımda çınlamaya devam ediyor. 

Sinir bastı. Baş ucumdaki gece lambasını yaktım. Etrafa göz gezdirdim, görebilir miyim diye, yok. Ya da bana görünmüyor.

Kalktım, eşofmanın üzerini çıkarıp bir kenara fırlattım. Mutfağa geçtim, kombinin kapama düğmesine bastım. İçeriye biraz serin hava girsin diye balkon kapısını açtım. Karşı binada ısınmak için hâlâ kömür yakıyorlar. Karbonmonoksit genzimi yaktı. Kapıyı geri ittim.

Eşim her şeyden habersiz uyuyor.

Yatak odasına dönüp, yeniden yatağa girdim. Lambayı söndürdüm. Sağ tarafıma dönüp, uyumaya çalıştım.

Daha birkaç dakika bile geçmeden yine “Vıızz!”
Yine sol kulağımda.

Allah senin cezanı vermesin. Hadi yazın akrabalarına katlandık. Şimdi sen nerden çıktın? Ulan kış gelip çatmış. Defol git, bir yerde uyu. Ne işin var benim yatak odamda? Hem de kulağımın dibinde. 

Yediysen yedin içtiysen içtin kanımı. Helal hoş olsun. Ona da bir şey demiyorum. Gecenin bir yarısı kulağımın dibinde zurna çalmak da ne oluyor?

Kulağıma doğru geldi gitti, etrafında döndü dolaştı, tam sesini en yüksek frekansta duyduğum anda indirdim şaplağı. Ama öyle böyle değil. Avucum tam kulağımın ortasına denk geldi. Giriş-çıkış kapandı. Aha! Sinek içeride kaldı. Deli gibi vızıldayıp dışarı çıkmaya çalışıyor.

Orada olduğunu, panik hâlinde çıkardığı sesinden ve son sürat kanat çırpmasından anlıyorum. Bir kulağımın içlerine doğru gidiyor, bir avucuma çarpıyor. Çıkmak için çabalıyor. Vız vız da vız vız... 

Ama o şekilde ölmez biliyorum. Aniden elimi kulağımdan çekip bir tokat daha indirdim. Bu seferki daha kuvvetliydi.

Sesi birden kesildi. Öldü mü yoksa ben mi sesini duymaz oldum, bilmiyorum. Ama sol kulağımda bir ağırlık oluştuğunu hissettim.

Odanın sessizliğini dinlemeye çalıştım ama dinleyemedim. Çünkü sol kulağım çın çın ötüyor. O sinirle nasıl vurmuşsam artık, gecenin bir yarısı kendi kendimi yarı sağır ettim.

Kaçmış olabilir mi diye düşündüm. Yeniden lambayı yaktım. Odanın içine iyice göz gezdirdim, ne uçan var ne de kaçan.

Moralim bozuldu. Küçük parmağımı kulağıma sokup, karıştırdım. Cesedi içeride kaldıysa çıkarayım diye. Ama parmağım öyle bir şey hissetmedi.

Bu defa kafama takıldı. Ya şimdi bu kulağımdan çıkamayıp da ters yöne kaçtıysa diye.

Bir o yana, bir bu yana döndüm. Olmuyor. Uykum kaçtı bir defa. 

Kalktım. Banyoya geçtim. Bir kulak çöpü alıp kulak deliğine iyice soktum. Derinlerdeyse çıkarayım diye. Bir şey bulamadım. Mutfağa gidip, bir bardak su içtim. Oradan salona geçtim. Baktım, eşim kanepede yatıyor. “Niye buraya geldin?” diye sordum. “Kötü bir rüya gördüm, uykum kaçtı.” dedi.

“Ben de iki saattir bir sivrisinekle uğraşıyorum. Kulağımdayken bir tokat attım. Sesi kesildi. Öldü mü, kaçtı mı bilmiyorum. Bütün evi aradım yok.” dedim.

“Buraya geldi.” dedikten sonra elini uzatıp, “Bak, tam işaret parmağımın eklem yerinden ısırmış. Canım çok yandı. Burada da uyuyamadım. ” dedi.

“Demek ki hâlâ dışarıda adi mahluk. Neyse, buna sevindim. Ben, onu sabah bulurum.” dedim.

Yatak odasına doğru yürürken eşim arkamdan, “Sevindin mi?” dedi.

“Sabah anlatırım. Hadi iyi uykular.” dedim.

Yatağa girmeden, cep telefonumdan saate baktım, altı olmuştu. 

Yatağa uzandım. Gözüm tavanda, sol kulağım çınlıyor. Hâlâ da çınlıyor... 

***


Editör: Seher Uslu

Günün Diğer Haberleri