AŞK HİCRET ETMEKTİR
Fecrin kızıllığı
İrkilirken bedenimde
Rüzgârın ıslığını dinliyorum
Annemin diktiği kırk yamalı yorganın altında
Hava soğuk odam soğuk
Sanki ölümün soğuk nefesi esiyor ensemde
Bu aşkın sonunun olmacağını bile bile
Işığa atılan pervane gibi yine sana koşuyorum
Gönlümün darağacında
Yuva yaparken kırlangıçlar
Gecenin kuytusunda kızıl alev parçası olur
Sen düşersin kirpiklerimden
Ta içime
En mahrem hücrelerime
Yüreğimdeki közlerimde dem alıyorsun
Buram buram kokun geliyor burnuma
İste o an dayanılmaz oluyor hasretin
Bir çay içimlik de olsa seni görmek isterim
Hasret çöllerinde yol alırken usum
Bir seni
Bir beni
Bir de hicret yıllarını düşünürüm
Bu kutsal görev uğruna ne acılar çekilmiştir kim bilir
İste sana olan sevdam
Böylesine kutsaldır benim
Bundandır bıkıp usanmadan adımlarının izini sürüşüm
Bastığın her toprağı kutsal bilir
Ayağının değdiği taşa yüzümü sürmek isterim
Sanma ki bu bir tutku
Bu bir heves
Aşk çölleri aşabilmek
Aşk Medine'ye hicret etmek
Aşk ölürken bile ümmetim diyebilmektir
Aşk yaratılanları yaratanın hatrına sevebilmektir
İste ben
Böylesi büyük bir aşkla yüzüne bakmak
Misk-i amber kokan tenine dokunmak
Alnından düşen her damla terini
Kevserden bir yudum bilip gıdım gıdım içmek isterim
İste ben
Böylesi mübarek bir aşk ile
Kalbine hicret etmek
Sevdana boyun eğmek
Ömür boyu gönlüne secde etmek isterim
***
