SANATTAKİ ÖZGÜRLÜK
Hayatı realist açıdan ele aldığının yansımalarıydı, sanatına aktardıkları. Sanat her daim ileri bakmayı sağlar, bir sihirbaz gibi olabilecekleri görmesini de. Bu bir toplumu korkutabilir, henüz hazır değildir uyanmaya. Sanat bir eroin gibi uyarıcıdır, ama sonrasında hayattan koparmaz. Halkın yaşayışına, pazarına, çarşısına inilmeli; kim ne tür acı çekiyor, kim adaletsizliğin pençesinde cezalandırılıyordu? Hepsi yazılmalı, resmedilmeliydi.
Kelimeler sızmıştı dünyasına, yazmaya zorlayan. Ahde vefaydı, sahip çıkmalıydı, içinde bulunduğu toplumun çektiklerine. Dram vardı, dört duvarla örülü evlerde. Görmen yeterliydi, bakınca pencereden bile anlayabiliyordun; hayatın içeriye ne kadar sızdığını.
Çizgiler ve renkler girmişti hayatına; mutsuz evlerin, çarpıklığını resmediyordu. Acıyı gözlerde donduruyordu, kış günü ayaza çekmiş gecelerde kalmış gibi. Yıldızları göremeyen ağmalardı, peş peşe takılmış koyunların varlığını andırıyordu halleri. Sevgileri içinde filizlenmeden çürüyüp yok oluyordu. Sevgi dolu bir bakış karşısında irkilebiliyordu, tanımadığı yabancı olduğu için bu duyguya.
Bir cadı çizmişti; bulutların arasında uçuyordu, süpürgesinin üzerine oturmuş. Normal ne varsa alt üst edecekti, kimsenin gözünün yaşına bakmayacaktı maviliklerde süzülen cadı. Eline aldığı kalemle çizmişti, belli belirsiz boyamıştı. O solgun resim sanki dünyanın sonunu göstermiş gibi görende vaveyla yaratmıştı. İmzası ele vermişti, duvarların ardını gören aydınlık bakışların sahibini. Cezası kesilmeliydi. Bu kadın şeytandı. Sütun gibi bedenini korkusuzca sergiliyor, erkekleri baştan çıkarıyordu.
O kalem tutan eller kelepçelenmeliydi önce, özgürlüğe ulaştırılan kelimelerin olduğu aklı, sorgulanmalıydı. Esnek vücudunun aksine adaletin yüz karası, kendini hapseden darağacına bir hayvan gibi bağlanmalıydı. Dünyaya karşı duracak kadar bu güçlü kadının kıvrak beliyle birlikte, kolları da kalın urganla bağlanmalıydı. Sonra yakılmalıydı cehennem ateşinde. Yaratıcıya gerek yoktu. Bütün güzelliklere, doğrulara kapatılmış gözler ve zihinle cezası verilmeliydi.
Son arzusu sorulmuştu. Kendinden emin bir tavırla bir sigara istemişti. İdam sehpası ateşe verilmişti. Kendisi için yakılmış ateşte, sarılı tütününü yakma zevkini ve özgürlüğünü yaşayabilmekti amacı… Kadın için yakılmış ateşi de tıpkı kendisi gibiydi, bu dünyayı aydınlığıyla alev alev sarmıştı.
