Rüyalarda Gerçekleşecek Bir Parti Hazırlığı / Sinem Uğurlar

Yazan: Sinem Uğurlar -RÜYALARDA GERÇEKLEŞECEK BİR PARTİ HAZIRLIĞI
Advert

DENEME - 24-02-2025 14:00

RÜYALARDA GERÇEKLEŞECEK BİR PARTİ HAZIRLIĞI

Sanatsal ve Felsefi Bir Öykü

Bütün gece içeri girmeye çalışan bir figür vardı yüzü görünmeyen; ama adımlarından bir yük taşıdığı belliydi. Her adım, nehrin kenarındaki bir taşın üzerinden geçerken çıkan ince sesten daha netti. Ve o figür tıpkı bir rüya gibi, geceyi içsel bir yolculuğa dönüştüren bir misafir gibiydi. Parti hazırlanıyordu ama kimse ne için, kimlerle olduğunu bilmiyordu.

Rüya; bir yansıma gibi, kendisini birkaç kez tekrar eden bir çemberin içine hapsolmuştu. Yalnızca hazırlıklar vardı: Işıklar asılıp renkler seçiliyordu; fakat gözler, bu dünyadan ya da bir başka yerden, bir bilinçten bakıyordu. Bu parti yalnızca bir görsel şölen değil, aynı zamanda bir varoluşsal soru işaretiydi. Gerçek mi, yoksa hiçlik mi?

Çekmecelerde hiçbir zaman kullanılmayan ama hep var olmuş tabaklar ve bardaklar bulunuyordu. Her bir objenin etrafında, bekleyen bir gözlemin yankısı vardı. Ah, dediler; rüyanın anlamı bu muydu? Anlamın kendi içindeki dansıydı. Bir grup davetli oraya gelmeye davet edilmiş; ama sadece hayal meyal bir iz bırakıyordu. Her biri başka bir zamanın yolcusuydu; bazen gülerek, bazen kaybolarak. Bir tane bile gerçek insan yoktu. Rüyanın ev sahipleri de yalnızca bir düşüncenin gölgesiydi, ellerinde bir tepsi, ama tepsinin içinde neredeyse hiç şey yoktu.

Ve partinin büyüsü, yalnızca seslerle kesilen zaman diliminde gerçekleşiyordu. Şarkılar, tüm geceyi sarhoş eden bir melodinin üzerine inşa ediliyordu. Bir tını yükseldiğinde zaman bükülüyor; bir sonraki tınıda geçen zaman geri sarılıyordu. O halde zaman, partinin içindeki her nesneyle nasıl ilişki kuruyordu? Bir kavramın değişkenliği ve parçalanmışlığı gibiydi; bir yudum şarap, bir anı, bir yaprak düşüşü gibi anlık...

Her şeyin olduğu gibi geçtiği, aslında hiçbir şeyin tam olarak kalmadığı bir yerdi.

Katman katman bir odada, katıksız bir gerçeklik yavaşça çözülüyordu. Bu, sıradan bir parti değildi. Katmanlar birbirine karışıyordu: içsel ve dışsal, hayal ve gerçeklik... Kati sanatının zarif geometrisinden bir iz bırakıyordu her şey; her bir duvar, her bir dokunuş, her bir bakış… Ama her kat, geçici bir estetik yanılsama gibi, kısa bir süre sonra başka bir katmanın yerini alıyordu. Sonra birden, bir sükunet çökmeye başladı. Rüyada hazırlıklar tamamlanmıştı; ama bir tek şey eksikti: davetliler…

Çünkü bir parti, yalnızca başkalarına ait olmaktan çok, bir varoluşun en büyük yansımasıydı. Bir şekilde katılım, bir anın özüdür. Parti bittiğinde ya da belki hiç başlamadığında, bir tek şey kaldı: yalnızlık… Ama o da bir yanılsamadan başka bir şey değildi. Yalnızlık ne bir bedenden çıkabilecek bir acıydı ne de bir ruhtan doğan bir boşluk. O yalnızlık, bir içsel özgürlük alanıydı; bir şeyin olmaması, her şeyin olabileceği bir yerdir.

Gecenin sonunda parti tamamlanmıştı; ama bir felsefi kavram gibi anlamı çözülememişti. Katmanlar birleştirildi, duygular gizlendi ve parti, rüyanın içinde kaybolan başka bir katmandan başka bir şey bırakmadı. Duvarda bir aynanın yansımasında, zamanın yeniden başlamak için sabırsızlandığını görebiliyordum. Başka bir anın içinde, belki bir başka rüyada, belki bir başka parti…

Editör: Deniz İmre

Günün Diğer Haberleri